Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
23 Mart 2020 - Pazartesi 14:17
 
"Yalnız ölümler!"
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

TRT Belgesel kanalı, 29 Aralık 2019 günü son derece öğretici bir program yayınladı. Programın adı "Yalnız Ölümler!" Japonya'da yaşı 60'ı geçmiş, yalnız başına yaşayan ve ölümleri üzerinden günler, aylar ve hatta yıllar geçtikten sonra farkına varılan kişilerin konu edildiği bir televizyon programı.

"Yaşlı ölümler" şimdi, Coronavirüs salgını dolaysıyla yeniden bütün dünyanın gündemine geldi.

TRT Belgesel kanalının söz konusu yayınında verilen bilgiye göre, Japonya'da her yıl, yaklaşık 30 bin kişi "yalnız ölüyor"(2013 yılı rakamı). Aynı yıl27 bin kişi de intihar etmiş. İntiharları da "yalnız ölümlere" dahil etmek çok yanlış olmayacaktır.

Bu durumun üç aşağı beş yukarı bütün kapitalist ülkelerde rastlanan bir olgu olduğunu söyleyebiliriz. Kapitalizmin bir sistem olarak insanlığa neler getirdiği, daha doğrusu insanlıktan nelerin götürdüğü, programda olanca çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor.

 

Vakalar

Programda 3 "yalnız ölüm" konusu işlendi:

Birinci vaka: Öldüğü 3 yıl sonra fark edilmiş. Bu süre içinde ceset tamamen çürümüş.

İkinci vaka: Ölen kişi zengin ama yakınları ile bir ilişkisi yok. Yakınları, bildirildiği halde gelmek istemiyor. Defin işlemini, bu işle görevli "firma" yapıyor.

Üçüncü vaka: Ölümü 2 ay önce gerçekleşmiş. Ölen kişi fakir, evinin beş yıldır elektriği ve suyu yok. Ailesiyle hiçbir bağı da kalmamış. Ağabeyi ile son olarak 13 yıl önce görüşmüş. Evi dolduran sinek ve böceklerin komşu evleri rahatsız etmeleri üzerine ilgililere haber verilmiş.

Yalnız ölümler bu kadar çok olunca, kapitalizmin mantığı içinde sadece bu konu ile ilgilenen bir sektör doğmuş. Japonya'nın çeşitli şehirlerinde "Yalnız ölüm temizlik firması" adı altında çok sayıda şirket kurulmuş durumda. Firmada çalışan kişiler ise "Yalnız ölüm temizlik görevlisi" olarak anılıyor.

"Yalnız ölüm temizlik görevlileri" vaka yerine gittiklerinde tepeden tırnağa kendilerini dışarıdan gelebilecek olumsuz etkilerden koruyan özel tulumlarını giyiyor, gaz maskelerini takıyor ve içeriye öyle giriyorlar. Üç vakada da evlerin döşemesi dahil bütün eşyaları sökülüyor ve tahliye ediliyor. Bayağı kapsamlı bir iş!

 

İnsan doğasına aykırı durum

İnsan toplumsal bir varlıktır, yani yalnız başına yaşayamaz. İnsanın yalnız başına yaşaması demek, kendisini var eden doğal özelliklerinden vazgeçmesi anlamına geliyor. Kısacası kendi doğasına yabancılaşması gerekiyor. İntihar vakalarının çok önemli bir kısmının nedeni kendine yabancılaşmadır. İntihar, kişinin kendine yabancılaşmasının doruğudur.

İnsanoğlu, bir canlı türü olarak ortaya çıktığından bu yana - hatta onun da öncesinden - ancak bir topluluğun parçası olarak hayatını sürdürebildi. Kimi ilkel topluluklarda yaşlıların yalnız başlarına ölüme terk edilmesi, bir zorunluluğun sonucu olarak uygulanan bir gelenek olmuştur. JackLondon bir Eskimo topluluğunda; Japon yönetmen Shohei İmamura ise Narayama Türküsü filminde eski Japon toplumunda aynı geleneğin nasıl uygulandığının birer örneğini işlerler. Bir üretim artısının olmadığı toplumlar, yaşlılarını ölüme terk etmeyi, bilinçlerinde ve vicdanlarında olumlayan bir geleneğe dönüştürerek uygulamışlardır. Gerek London'un öyküsü, gerekse İmamura'nın filminde ölüme terk edilenler, yapılan uygulamayı son derece normal ve yapılması gereken bir "eylem" olarak karşılamaktadırlar.

Hatta "eyleme" inançsal bir boyut katılmış olduğu için huzur içinde ölüme gitmektedirler.

Bir üretim artısının yaratıldığı çağlardan bu yana ise insan toplulukları, ölümlerine kadar yaşlılarına sahip çıkmışlar, yaşlılar tecrübeleriyle ve yetişkinler çalışmaya gittiklerinde geride bıraktıkları eve göz kulak olarak ve küçük çocuklara bakarak üretim artısının yaratılmasına kendilerince katkıda bulunmaya devam etmişlerdir. Neolitik toplumlarda ortaya çıkan "ata kültürünün – bugünlere "yaşlılara saygı" olarak yansıyan - arkasında, üretim fazlasıyla birlikte yaşlıların, tecrübeleri ile birlikte üretim sürecinin daha verimli sürmesinde üstlendikleri olumlu işlev vardır.

 

Kapitalizm ya da insan

Kapitalizmle birlikte durum değişmiştir. Bireycilik, kapitalizmin doğasında vardır. "Gemisini kurtaran kaptan"dır artık. Rekabet her şeyin başıdır. Çalışma arkadaşınız, sorunları paylaştığınız dostunuz değil, sizin daha iyi yerlere gelmenizin önündeki potansiyel engeldir. En yakınındakinin omuzlarına basarak yükselmek sistemin doğası gereğidir. En çok yüceltilen "çekirdek aile"dir. Ama orada da evliliklerin sözleşme ile yapılması eğilimi vardır. Eşler arasında resmi sözleşmenin olmadığı durumlarda açığı "yasalar" kapatır. Çocuklar ise 18 yaşından sonra artık kendi başlarınadırlar vb. vb.

Kısacası kapitalizm bir sistem olarak; ideolojisiyle ve işleyişiyle insan doğasına aykırıdır. Toplumsal bir varlık olan insanı, tek başına yaşayan bir varlık olmaya zorlar. Onun için yaşlı insanlar, sistem açısından artık bir "yük"türler. "Üretmemekte ve sadece tüketmektedirler". Yaşı 60'ı ve 70'i geçmiş bir kişiyi çalıştırmak hiçbir kapitalist açısından "kârlı" değildir. Eskinin tecrübelerini aktaran rolleri dolaysıyla da yaşlılara ihtiyaç yoktur. Bütün bunlar bilimsel olarak ve hiçbir yaşlının beceremeyeceği ölçülerde ve boyutlarda okullarda öğretilmektedir. Böylece toplumsal etkinliğin bir parçası olmaktan çıkan "yaşlı kişi", milyon yılların genlerine işlediği toplumsal bir varlık olma durumuna aykırı bir konumu mecburen kabullenmek durumunda kalır. Bunun da sonu intihar ya da yalnız başına ölüm olmaktadır.

"Yalnız Ölümler"in konusu olan Japonya'daki durum şöyledir: Kişi başına düşen milli gelir 40 bin dolar, son yıllarda azalma eğiliminde olan nüfus 124 milyon. 2013 nüfusu 127 milyondu ve 2068 yılında Japonya nüfusunun 88 milyona ineceği tahmin ediliyor. Kapitalizmin bireyciliği insana, hayatını bir başka varlık ile paylaşmamayı telkin ediyor.

Emeklilik yaşı 65. Ortalama insan ömrünün artmasıyla birlikte sistem, kendisi açısından verimliliği olmayan bir "emekliler ordusu" sorunu ile yüz yüzedir. 65 yaş üstü nüfus, bugün toplam nüfusun yüzde otuzunu oluşturuyor. Ortalama yaşam seviyesinin giderek yükselmesi ise bu ülkeler açısından çaresi olmayan bir kâbus durumunda.

Bu tablo üç aşağı beş yukarı bütün kapitalist ülkeler için geçerlidir. Bir yanda sistem açısından finansmanı her geçen gün zorlaşan emekliler ordusu, öte yandan bireyciliğin yalnızlığa mahkûm ettiği yaşlılar. Kapitalizmin bu soruna bir çözümü yoktur.

Bu gerçeği şimdi "Coronavirüs salgını" dolaysıyla başka bir cepheden tekrar gözlemleme olanağı bulduk.

İnsan, eli ayağı tuttuğu ve akli melekeleri yerinde olduğu müddetçe üreten ve yaratan bir varlıktır. "Bireysel kâr" açısından değil, "toplumsal kâr" açısından bakıldığında hiç kimse hiçbir yaşta "yük" değildir. Onun içindir ki İnsanoğlu, "insan" olarak kalmak için kapitalizmden kurtulmak zorundadır.

Kısacası insanoğlu, "bireysel kâr" ile "toplumsal yarar" arasında nihai tercihini yapacağı bir tarihsel aşamaya gelmiştir.

 
Etiketler: "Yalnız, ölümler!",
Yorumlar
Diğer Yazılar
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
bloklar sağ bitiş -->
Haber Yazılımı