Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
15 Nisan 2018 - Pazar 11:08
 
Soykırım yalanı ve gerçekler (1)
Cem Öksözoğlu
cemoksuzoglu@hotmail.com
 
 

Sayın Okurlar! Van'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı ve 2 Nisan Dünya Vanlılar Günü nedeniyle kentimizin hafızasına katkı sağlamak üzere birkaç haftadır Ermeni meselesi, Van'ın ve Vanlıların 1915'te yaşadığı büyük acılar, çekilen çileler üzerine yazılar yazmaya çalıştık. Doğup büyüdüğümüz kent Van özelinde Anadolu coğrafyasında derin yaralar açan bu mevzuu, ne yazık ki günümüzde Emperyalist Devletlerin ve Ermeni Diasporasının siyasi argüman olarak kullandığı bir mesele haline gelmiştir. Temel dayanakları ise ''Tehcir ve Sözde Soykırım'' Altı gün sürecek bu yazı dizimizde Osmanlı Devletinin Tehcir kararını almasını sağlayan nedenleri, Tehcir'in tarihsel süreci, sözde Ermeni Soykırımı üzerine rakamsal verileri ve tarihsel gerçekleri tarafların dilinden mukayeseli olarak anlatmaya çalışacağız.

 

Önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi Ermeniler, Osmanlı Devleti tarafından ''Hristiyan Türk'' veya ''Millet-i Sadıka''diye adlandırılmıştır.19.yüzyıldan itibaren Fransız İhtilali'nin ortaya çıkarmış olduğu Milliyetçilik kavramı Ermeniler üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Balkan Milletlerinin Osmanlı Devleti'ne karşı çıkarmış oldukları Ayaklanmalar, başta Rusya olmak üzere Avrupalı Emperyalist Devletlerin Ermeniler arasında Milliyetçilik fikrini işlemesi, Ermeni patrikliği ve Ermeni Okullarının da bu politikaya desteği günümüzde de süre gelen sorunların temellerinin atılmasına neden olmuştur. Ayrılıkçı Ermenilerin 19.yüzyılın son çeyreğinden itibaren temel amaçları: ''Büyük ve bağımsız Ermenistan''idi. Osmanlı Devleti ise tebaası olan tüm Milletlere olduğu gibi Ermenilere karşı da yapıcı bir siyaset izleme yolunu seçmiştir. Bunun en basit örneklerinden biri olarak 1863 yılında kabul edilen Ermeni Milleti Nizamnamesi gösterilebilir diye düşünüyorum. Bu Nizamnameye göre;

 

 

 -Kendi okullarında Eğitim

 -Kendi aralarındaki davaların kendilerince çözülmesi

 -Askerlikten muafiyet ve Ermenilerden oluşan 140 kişilik komisyonun kurulması gibi haklar tanınmıştır. Bu nizamnamenin hazırlanmasında Ermeni Patrikhanesi'nin görev alması Osmanlı Devleti'nin Ermeni tebaa'ya karşı yaklaşımını ortaya koyması açısından değerlidir. Siyasi olarak ta güçlü olan Ermeni Tebaa 1. Osmanlı Mebusan Meclisi'nde toplam 48 milletvekilinin 10 tanesine sahipti. Yine 1908 2. Mebusan Meclisi'nin 276 Milletvekili'nin 11 tanesi Ermeni kökenliydi. Bu rakamlar temsil açısından önemli bir konumda olduklarını da bizlere göstermektedir. Ne yazık ki bu koşullarda bile bazı Ermenilerin Devlete karşı hasmane tutum sergilemekten geri kalmadığını da görmekteyiz. Bu düşüncemizi destekleyen 1876 tarihli bir raporu sizinle paylaşmak isterim. Henry Elliot (İngiltere Büyükelçisi) Raporuna göre; "Dün Ermeni Patriği Nerses Varjebetyan bana geldi. Avrupa Devletleri'nin ilgisini çekebilmek için ihtilal, isyan çıkarmak gerekiyorsa bunları çıkarmanın katiyen zor olmadığını söyledi" Sayın okurlar! Şimdi size sormak isterim bazı Ermeniler için ok yaydan çıkmış mı çıkmamış mı? Yorumu siz değerli okurlara bırakıyorum.

 

 1890'dan itibaren 1.Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı coğrafyası üzerinde onlarca isyan çıkaran Ermeniler, 1.Dünya Savaşı esnasında da 8 ayrı cephede savaşan Osmanlı Devletine karşı iç isyanlar çıkararak devletin daha da zayıflamasına neden olmuşlardır. Osmanlı Ordusu bir yandan bu cephelerde savaşmış bir yandan da bu isyanları bastırmak için cephe gerisinde kuvvet ayırmak zorunda kalmıştır. 1.Dünya Savaşı esnasında Osmanlı Devleti'nde silahaltında olan Ermeniler, silahlarıyla birlikte ordudan firar ederek Rus Ordusuna katılmış, bir bölümü de silahlı çeteler kurmuş, Türk köylerinde katliama başlamıştır. Bu katliamcılara verilen talimatlar inanılması güç maddeler içermektedir.

 

Ermeni Komitelerinin Talimatları

1) Her Ermeni silahlanmalıdır.

2) Osmanlı Devleti'nin silahaltı çağrısına uyulmayacaktır.

3) Silâhaltındaki Ermeniler firar edip Ermeni çetelerine katılmalıdır.

4) Rus Ordusu sınırı geçer geçmez Çeteler ve Firariler Rus Ordusuna katılıp Osmanlı Ordusuna saldıracak, ikmal yolları ve Telgraf hatları kesilerek Osmanlı Ordusu'nun iaşe ve istihbaratı kesilecektir.

5) Cephe gerisinde 2 yaşına kadar olan bütün Müslümanlar katledilecek, yiyecek, mal ve mülkleri ele geçirilecek ve yakılacaktır.

6) Evler, Kiliseler ve Hayır kurumları yakılarak bunları Müslümanlar yapmış gibi propaganda yapılacaktır.

7) Resmi Daireler kundaklanacak, Osmanlı Zaptiye ve Jandarması pusuya düşürülerek katledilecektir.

8) Cepheden yaralı dönen Osmanlı Askerleri öldürülecektir.

9) Şehir, Kasaba ve Köylerde İsyan ve İhtilaller çıkarılacaktır.

10) Müslüman Asker ve halkın morali bozularak göçe mecbur edilecektir.

11) Bomba ve silah imal ve ithal edilerek bütün Ermeniler silahlandırılacaktır.

12) Ermenilerin yaptığı katliamların faturası Müslümanlara çıkarılarak iç ve özellikle dış kamuoyunda neşriyatı sağlanacaktır.

13)İtilaf Devletleri hesabına Casusluk ve Rehberlik yapılacaktır.

KAYNAK: GNKUR ATASE ARŞİVİ1/2, KLS:528,DOS 2061,FİH21-18,NO:4/3671

 

 

İnsanın kanını donduran bu talimatları okuyunca bu Ermeni Komitecilerin nasıl bir kin ile yetiştirildiklerini anlamak hiç zor değil kanımca. Emperyalist Devletlerin ve Ermeni Kilisesinin 19.yüzyılın ikinci yarısında atmaya başladıkları tohumların hasadı 20.yüzyılın başından itibaren alınmaya başlamıştır. Çünkü yetiştirilen bu insanlar günümüzde bile Türk-Ermeni halkları arasında tedavisi zor derin yaralar açmıştır.

 

Şimdi siz değerli okurlara tekrar sormak istiyorum:  Biz Türkler mi katliamcı yoksa bu Ermeni komitacılar mı? Yukarıda okumuş olduğunuz maddelerden de görüldüğü üzere sizce Soykırım zihniyeti kimde var? Bu sorunun cevabını da sizlere bırakıyorum.

 

Ermeni komitacıları yukarıda aldıkları talimatlar doğrultusunda, isyan çıkardıkları bölgelerde çeteler oluşturarak erkekleri Askerde olan kadınları, yaşlıları ve çocukları ağır işkencelerle katletmişlerdir. Katliamın gerçekleştiği bölgelerde Türklere ait çok sayıda toplu mezar bulunmuştur. Ermeniler katliamın yanı sıra Osmanlı Ordusuna zarar verecek pek çok girişimde bulunmuşlardır. Silâhaltında olanlar silahları ile birlikte Osmanlı Ordusundan firar ederek düşman ordularının saflarına katılmışlardır, düşman ordular lehine casusluk yapmışlardır. Ayrıca Ermeni fırıncılar yaptıkları ekmeklerle Osmanlı Askerlerini zehirlemişlerdir. (Bu konuda Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal hareketleri adlı esere bakabilirsiniz)

 

Osmanlı devlet adamları ve siyasetçilerin tüm uyarılarına rağmen Ermeniler masum sivil halkı katletmeye devam etmişlerdir. Bu durum karşısında devlet geleneğine sahip olmanın getirdiği sorumlulukla hareket eden Osmanlı Hükümeti çözüme yönelik kesin tedbirler almak zorunda kalmıştır. Bunlardan ilki olan 24 Nisan 1915 tarihli karar ile Ermeni komite merkezleri kapatılmış, evrakına el konulmuş ve elebaşlarının tutuklanmasını öngören İçişleri Bakanlığı tarafından 14 Valilik ve Mutasarrıflığa gönderilen emirname ile İstanbul'da 235 komiteci için tutuklama kararı çıkartılmış bunlardan 226 kişisi tutuklanmıştır. Bu tutuklanmaların gerçekleşmesinde 20 Nisan 1915 tarihli 2.Van isyanının çok büyük etkisinin olduğunu da ayrıca vurgulamak isterim.24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul'da bulunan Ermenilere ait Azamart gazetesi basılmış aralarında Doktor, Gazeteci, Yazar ve Milletvekillerinin de olduğu Ermeniler tevkif edilmiştir.

 

Avrupa ve ABD Parlamentolarında  ''Soykırım Anma Günü ''olarak çıkarmaya çalıştıkları karar tasarıları ve ''Soykırım yılı''olarak her yıl düzenledikleri anma günü, bu tutuklamalar olup ''Sevk ve İskân Kanunu ''ile alakalı değildir. Komitelerin kapatılması, elebaşlarının tutuklanması, olayları yatıştıracak yerde daha da şiddetlendirmiştir. Teşkilatlanma ve silahlanmalar şehirlerden en küçük yerleşim yerlerine kadar götürülmüş ve bazı Ermeniler birçok dış vaatlerle kandırıldığı için kanlı olaylar daha da artmıştır. Bir taraftan Osmanlı Ordusu'nu, diğer taraftan da sivil halkı emniyet altına almak amacıyla Osmanlı Hükümeti nihayet son insani çare olarak savaş bölgelerindeki halkın yine Osmanlı toprağı olan Şam, Der Zor, Halep, Musul gibi güvenli bölgelere 27 Mayıs 1915 tarihinde''Sevk ve İskânı"na karar vermek zorunda kalmıştır.

 (Devam Edecek)

 
Etiketler: Soykırım, yalanı, ve, gerçekler, (1),
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞARK MESELESİ ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME
EDİRNE MÜDAFİİ MEHMET ŞÜKRÜ PAŞA
Bir Kentin Yok Oluşunun Başlangıcı (20 Nisan 1915)
Kuruluştan Tanzimat dönemine kadar Osmanlı eğitim sistemine kısa bir bakış
Salgın hastalıklar üzerine kısa bir tarihi bakış
Said-i Nursi'nin Ermeni Meselesi ile ilgili düşünceleri
Kırşehir Vanspor'u bağrına bastı
Oluşacak gönül köprüsü yıkıldı
Play Off'un Anatomisi
Bir Şampiyonun Anatomisi
Urartularda dini yapıya kısa bir bakış
Han Mahmud İsyanı (1845-1847)
Amerikalı Gazeteci Ermeni olaylarını anlattı
ERMENİLER İTİRAF EDİYOR
Van'a gidiyorsunuz şehirde durum ağır
Doğu ve G.Doğu'nun idari taksimatına dair kısa bir bilgi
Tarihi süreç içinde Van nüfusu hakkında bilgiler
Van ve çevresindeki Hristiyanlık dönemi yapıları
Van ve civarı deprem tarihi üzerine…
Luigi Damato olayının uluslar arası boyut kazanması
Urartu bahçeleri
Van Valisi Hamid Paşa'yı kim öldürdü?
Bir musibet bin nasihatten iyidir
Büyükşehir'de kritik Esenler Erokspor maçı öncesi
Ferit Melen 30 yıl önce aramızdan ayrıldı: Vanlıların kalbinde yaşıyor
Seyahatnamelere Göre Türklerin Van ve Çevresine Yerleşmeleri
1950-1960 tarihleri arasında Van'da demokrat parti
1946-1950 tarihleri arasında Van'da Demokrat Parti
Geçmişte Vangölü isminin kaynağı ve gemicilik
Van Ulu Camii Tarihi Üzerine
Van Gölü civarında Türkler ve Türkçe
Van'da bağcılık tarihi üzerine
Ernis Köy Enstitüsü
Vanlı Müslümanların 1915 Trajedisi
Van'ın İşgali 103 Yaşında
Van Halkevi (1932-1951)
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Van'da Basın
Osmanlı Devleti’nin son yıllarında Van’da eğitim
Soykırım yalanı ve gerçekler (6)
Soykırım yalanı ve gerçekler (5)
Soykırım yalanı ve gerçekler (4)
Soykırım yalanı ve gerçekler (3)
Soykırım yalanı ve gerçekler (2)
Ermeni Terör Örgütü Asala
2 Nisan Van'ın Kurtuluşu
19.Yüzyılda Ermeni Milliyetçiği ve Ermeni Terör Örgütleri
Van Belediye Başkanı Bedros Kapamacıyan ve Doktor Maltizyanı kim öldürdü?
Van'da Bir Ermeni Komitacı Aram Manukyan
Haber Yazılımı