Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
03 Aralık 2018 - Pazartesi 13:16
 
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Her insan farklıdır. Farklı bir birey olarak doğar ve bu dünyadaki yaşamı boyunca da farklılaşması sürer.

Görünüşü de farklılaşır, duruma göre dünya görüşü de, anlayışı da farklılaşır.

Her birey, aynı dili konuştuğu diğer insanlara bile kendi farklı sözleriyle ve söyleyiş biçimiyle seslenir.

Her birey farklı şeylere ilgi duyar, farklı şeyleri yaşamının merkezine koyar ya da duruma göre o merkezden çıkartır.

Çok farkında olmasa da diğerlerinden farklı şeyler düşünür, farklı şeylere yoğunlaşır, farklı şeylere önem verir.

Yaşanan dünya da, kullanılan diller ve sözcükler de, dokunulan diğer insanlar ve fiziksel şeyler de, ulaşılan, kabullenilen inançlar da, değer yargıları da bu farklılıkları besler.

Öyle olunca da her birey bazen ötekilerle paralel şeyler düşünür, aynı şeylere inanır; bazen de farklı düşünür, farklı şeylere inanır.

Sözün kısası, her insan bir müzik enstrümanının farklı telleri gibi farklı sesler salar evrene. Farklı şeylere yoğunlaştığı için farklı konularda konuşur, yazar; farklı sözler söyler.

***

Karşımdaki duvar takviminin kartonunun üst kısmında İsmail Hakkı Bursevi'nin şöyle bir özlü sözü var.

"Su gibi alçağa ak; vâsl-ı umman olam dirsen."

Sözün sahibinin bilge biri. Ummana varmak isteyenlere su gibi alçağa akmayı insanlık zemininde buluşmayı öneriyor.

O, insanın her anlamda evren ummanıyla bütünleşmesinin yolunun alçakgönüllü olmaktan alçaklara akmaktan geçtiğini ifade ederken, suyun denize ulaşmasını örnek olarak gösteriyor. Kendi ilgi alanlarında, kendi bilgi derinliğiyle ve kendi bilinç düzeyiyle gezinirken yürüdüğü yollardan, soluklandığı duraklardan, karıştığı kalabalıklardan süzüp derlediği mesajını derinliği olan bir sözle veriyor.

Bursevi ile benzer ufuklarda gezinen bir başka ulu kişi olan Mevlana'da günümüze ulaşan değerli kitaplarıyla kendi zamanını ve coğrafyasını aydınlattığı gibi günümüz dünyasını da aydınlatmaya devam ediyor. "İnsan bazen dünyalara sığmaz, bazen de bir zerrede boğulur." anlamlı özdeyişinin sahibi Mevlana'nın uyarısı da,  "Cahil kimselerin yanında kitap gibi sessiz ol." sözüyle geliyor.

Daha farklı konularda düşünen, fikir üreten şair ve yazarımız Cenap Şahabettin "En verimli yağmur alın teridir." vecizesiyle ışık tutuyor yaşamın kavşak noktasında duranlara.

Yaşadığı dünyayı yorumlayan Jorneille,  "Dedikodu, basit ruhlu insanların eğlencesidir." diyerek uyarıyor bizleri.

Dünyanın tanıdığı bilim adamı Albert Einstein farklı bir alanda, bilimsel süreçler içinde düşünürken "Düş gücü bilgiden çok daha önemlidir." diyor ve anlamaya çalıştığımız evrene farklı bir pencere aralıyor.

Aynı Einstein bir taraftan fizik biliminde çığır açan gelişmelere imza atarken insanları ve gidişatı değerlendirip "Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir." mesajıyla bizleri bir kez daha düşünmeye zorluyor.

"Güzel bir kıza kur yaparken bir saat bir saniye gibi geçer. Köze oturursanız bir saniye bir saat gibi geçer. İşte görecelik budur." sözü de yine bilimseli basit bir dille anlatan Einstein'dan geliyor.

İşi gereği yönetim ve insan konularında çokça düşünen eski Amerikan Başkanı Abraham Lincoln "Bir insanın karakterini sınamak istiyorsanız ona yetki verin." diyor.

İnsan türünün maruz kaldığı en büyük suçlardan birine, beyaz - siyah ırkçılığına karşı mücadelesinde canını veren Malcolm X de, kölelik zincirinin ağırlığını boynunda, ayak bileklerinde hmiş biri olarak, bizlere yaşadıklarından ve tanık olduklarından süzdüklerini "Huzuru özgürlükten ayıramazsınız çünkü hiç kimse özgürlüğüne sahip olmadan huzur içinde olamaz" özlü sözüyle armağan ediyor.

Yazıldığı günden bugüne sayısız insanın başucu kitaplarından biri ve kendi türünün ilk örneklerinden biri olan "Denemeler'in yazarı Montaigne'de "En büyük cezaevi cahil bir insanın kafasının içidir." diyerek bir aklımıza bir pencere aralıyor.

Zamanında dünyanın en kalabalık ülkesi Çin'i demir yumrukla yöneten lideri Mao Zedung her gün haber bültenlerine düşen politika ile dünyanın gündeminden düşmeyen savaşları birlikte değerlendirip "Politika kansız savaş, savaş ise kanlı politikadır." sözüyle veriyor mesajını.

Konu ile ilgili olarak farklı kişilerden ve farklı bilinç düzeylerinden sayısız başka örnek de var.

Söz gelimi, şair ve yazar Charles Bukowski kendi yaşam deneyimlerinden süzüp "Boş insanlarla içi dolu hayaller kuramazsın." özlü sözünü koyuyor önümüze.

Bulunduğu noktadan dünyayı inceleyen toplumsal farklılıkları ve sonuçlarını sanatçı gözüyle seyreden Müslüm Gürses "Yakarsa dünyayı garipler yakar." değerlendirmesini yapıyor yaşayıp gördüklerinden.

İnsanı, yaşamı ve ölümü birlikte düşünen Pir Sultan Abdal daha uzak ufuklara ulaşıyor. Sözünü de oralardan söylüyor. "Cehennem dediğin dal odun yoktur, herkes kendi ateşini götürür."

Her insan kendi ilgi alanına ve bilgi düzeyine göre, duyarlılığına göre farklı şeyler düşünüyor, farklı konulara yoğunlaşıyor, farklı bilinç noktalarında bulunuyor.

Stefan Zweig kendi tanık olduklarından süzdüklerini "Küçüklerin büyüklük taslaması kadar tehlikeli bir şey yoktur." sözüyle dile getiriyor.

Sanat dalları üzerine düşünen Voltaire de "Tüm sanatlar kardeştir, hepsi de birbirinin ışığı altında ilerler." sözüyle dikkatimizi sanatlar arasındaki etkileşime çeviriyor.

Kendi döneminin rütbe sahiplerini gözleyip düşünen Thomas Carlyle'de "Toplumlardaki büyük rütbe sahipleri tıpkı banknotlar gibidirler, hepsi altını temsil ederler. Fakat bunlardan birçoğu sahtedir." cümleleriyle diyor diyeceğini.

Herkes kendi bulunduğu, yaşadığı, etkilenip etkilediği dünyanın mesajlarını taşıyor bizlere. Ne Müslüm Gürses Pir Sultan Abdal gibi düşünüyor, ne Montaigne Mevlana gibi. Her aklın konusu da, değerlendirmesi de farklı oluyor.

Her ışıklı söz rengine, yoğunluğuna göre altından geçilen sokak lambaları gibi dokunduğu insanları aydınlatıyor.

Ve her insan, kendisine ulaştığında o ışıklardan nasibine düşeni alıyor. 

 
Etiketler: Seslerimiz, de, , sözlerimiz, de, farklıdır,
Yorumlar
Diğer Yazılar
HAVA HASTA
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı