Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
27 Kasım 2018 - Salı 16:58
 
Renklerin suyla dansı
Ümran Öztürk
 
 

Geleneksel sanatlarımızdan olan ebru’ya karşı son yıllarda yoğun bir ilginin arttığı bilinmektedir. Birçok inceliği bünyesinde barındıran bu uğraşa “sır sanatı” da denmektedir. Çünkü tekneden kağıda geçecek desenin nasıl çıkacağını kimse bilemediği gibi, zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru desenlerinin kesinlikle tekrarı yoktur.

Ebru sanatçısı teknedeki yoğunlaştırılmış su üzerine döktüğü boyaya fırçası ile ince ve kıvrak desenler vererek geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanatı icra eder. 

 Sanatın en incesi en can alıcısı o ufak, yumuşak dokunuşlarla su ile boyanın iç içe geçmesi, sanatçının marifetli eli ile boyanın fırça yardımı ile su üzerindeki ahenkli dansıdır.

Ebru yapımında kullanılan kitreli su geven otunun özsuyundan elde edilir. Kıvamı arttırılan bu suyun içine öd katılarak teknede işlem yapılacak su elde edilir.  Su yüzeyine erimeyen boyaların serpilmesi ve meydana gelen desenin kağıda aktarılması ile ebru oluşur.

Teknede yer etmeye çalışan boyalardan ödü çok olan boya teknede kendine daha fazla yer alırken, ödü az olan boya teknede sıkışıp, küçülür. Ödü fazla olan boya tıpkı yaşamda güçlü insanların kendine yer etmesi gibi fazla yer kaplıyor.  Böylelikle ebruya renk olarak daha fazla sahip oluyor,  daha öne çıkıyor.

Teknede görsel olarak belli bir güzelliği yakaladığınızda durmanız gerekiyor yoksa güzel olan şeyi de daha fazlasını isteyerek bozabiliyorsunuz. Ebru yapımı hayatla bir bakıma örtüşüyor bu sanat bize hayatın sırrını fısıldıyor aslında. Sahip olmanın, sevmenin ve yaşamdaki her şeyin kararında yapılmasını özetliyor adeta. Ödü az olan boyayı kağıda geçirdiğinizde kağıda tutunamayarak akması da hayata tutunamayan insanları anlatıyor bize.

Ebrunun felsefesini usta sanatçılar gökyüzünde ve yeryüzünde ne varsa hepsinin tekneye yansıması olarak ifade ediyorlar. Gökyüzüne baktığınız zaman; gün doğumu, gün batımı, bulutlar, yıldızların ışıldaması kısacası gökyüzündeki hareketler ile yer yüzündeki bitki kesitinin, çiçeklerin, buzul kesitinin, su damlasının da ebru teknesinde yer aldığını söylemektedirler.

Her insanın yapısında bir cevher var bu cevher ebruyla mücevhere dönüşüyor ve renk cümbüşüyle dünyamızı değiştiriyor.  Renklerin farkına vardığımız gibi, renklerin suyla dansına da şahit oluyoruz ebru sanatında. Sanatçı, su üzerindeki boyanın zarif dokunuşlarla renkten renge geçişlerini zamanın ve mekanın ritmini iz düşümlerle bize sunuyor.

Renklerin su ile dansı karşımıza harika resimler çıkartıyor. Ebru bugün sahip çıkmamız gereken en önemli sanatlarımızdandır. Geleneksel bir sanat olan ebru asla demode olmamıştır. Her zaman günün şartlarına göre yeni yeni modern figürler, desenler denenerek yaşamımızın hemen her alanına girmiştir.

Gönülden suya akan sanat olan ebru; tarihsel gelişimini, modernize ederek kağıt dışında, tekstilde kullanılan kumaşlara, seramik’e, objelere aktaran böylelikle kültürel mirasımızı değişik ürünlerle ve objelerle günümüze taşıyan,  su üzerinde boyanın yarattığı muhteşem dansı bizlerin beğenisine sunan bir sanattır. Bu sanatı yapan, öğreten ve yayan sanatçılar kültür elçilerimizdir.

Çünkü ebru kültürdür, sanattır, tarihi mirastır. Günümüz sanatçıları ebru sanatına modern bir bakış açısı getirerek modern resimle ebru sanatını birleştirmişlerdir.

Atkuyruğu kılından yapılmış ebru fırçaları ustasının elinde boyaya dalar ve teknedeki kitreli suyla renklerin dansı başlar.  Bir sevgi bir gönül işi olan boyalar suda renklerle oynaşır, kağıda geçtiğinde de sonsuzlaşır. Desenlerin bir kereye mahsus olmasından dolayı bulutlara benzetilmiştir. Bulutlarda da aynı görüntüyü ikinci kez asla göremezsiniz. Her desen bir defaya mahsustur.

Zarif dokunuşların sanatı EBRU yaşamımıza nasıl girdi?

Türk Ebru Sanatı; önce Orta Asya’da görülmüş, Hindistan’a gelmiş oradan İran’a ardından Türkiye ye gelmiştir. Tarihi tespit edilmiş en eski ebru 1447 yılına ait olup, Topkapı Sarayı’nda bulunmaktadır. Osmanlı döneminde bir çok ebruzen yetişmiştir. Bu dönemde ebrulu kağıtlar devlet belgeleri ve resmi yazışmalarda zemin olarak kullanılmıştır. Buradaki başlıca amaç estetik değerlerin yanı sıra tahrifat girişimini engellemektir

Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser,  1608 tarihli Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır. Bu ese ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.

Ebru sabır eğitimidir renklere can vermek ne basit ne kolaydır. Ebru bir disiplin, bir sanattır.

Ruhani bir yanı vardır renk cümbüşüyle dünyamızı kuşatır bize manevi bir haz verir. Büyülü dokunuşlarla her damla bir çiçek, her çizgi bir gizdir ebruda. Batıda ebru “Türk Kağıdı” ya da “mermer kağıt” olarak adlandırılmaktadır.

 
Etiketler: Renklerin, suyla, dansı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Medeniyetin Mührü “Çeşmeler”
Kimlikli Şehirler ve Akıllı Kentler
60’lardan Günümüze Moda Yolculuğu
Ekmeğini Ateşten Çıkaranlar
MUHTEŞEM YÜZYIL DİZİSİNİN ŞEKER AĞASI; “Büyük bir şaşkınlık halindeyiz…”
Coronovirüsle Sınavımız
Uçurtman Seni Anlatıyor
Değişen Kent Kimliği
Kadınların koronavirüsle mücadelesi
2 Nisan ve bitmeyen hüznün diyarı Van
İğde Çiçeklerindeki Umut
İlk Çiçeğimi Yılmaz Güney’den Aldım
O Bir Çınardı
ALZHEİMER YALNIZLIĞI SEVER
Göç yolları gizli bir ahtır
Bir Masal Köyü, Bir Fikir Atölyesidir Adatepe
Tarihi Çarşılar ve Sahaflar
Yüreğimiz Bahçesaraylı Oldu
Depremle sınavımız
Edebiyatımızda Satranç Üzerine Yazılan İlk Hikaye
Annemin Reyhan Kokardı Elleri
Ruha Şiirle Dokunan Kadın
Yılbaşı öyküleri
Tek Yol Sevgi
Uslubundur seni ele veren
Sizin Mahalleniz, Sizin Sokağınız
Fısıldayacak rüzgâr Ayvalık'tan Van'a
Geçmişi Kendi Zaman Dilimine Taşıyan Ada; Cunda
Gaz Lambası Işığında Konser
Cumhuriyet Kadınlarına Selam Olsun
Babaannemin şefkatle yaktığı kına
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı