301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
25 Ağustos 2013 - Pazar 18:59
 
Neslimizin içler acısı hali
Ömer GÜNDÜZ
omergunduz80@hotmail.com
 
 

Ramazan ayının son günü, yer Hz. Ömer Camii, vakit sabah namazı. Tam da müezzin gamet getirirken, pencereleri açık olan avlu bölümünde hiçte ağza alınmayacak ve sizlere burada teleffuz etmeden haya ettiğim; küfürlü bir sesle irkildim... Cemaatle namaza durmadan hemen önce kulağa gelen kötü sese doğru yönelerek merakımı gidermeye ve olanı biteni öğrenmeye çalıştım. Başımı pencereden uzattığımda, amanallahım! Gözlerime inanamadım. Sanki başımdan kaynar sular döküldü, baştan aşağı birharap olmuş gibi birdenbire dizlerimin bağı çözülüverdi. Yaşları 12 yada 13 olan iki küçük çocuk, saat gece dört suları ve camii avlusunda hemen pencere dibinde ellerinde poşetler ağızlarını içersine dayamış, poşettekini koklayarak içlerine çekiyorlar. Adeta kendilerinden geçmiş durumda  iki körpecik çocuk. Beynimden vurulmuşa döndüm. Bu arada imam namaza durmuş ve cemaat saf tutmuştu. Bende çocuklara birşeyler söyleyememenin ızdırabı içersinde namaza durmak zorunda kaldım. Cemaat kıyamda, imam fatihayı okuyor. Ancak ben kendimden geçmiş okunan Kur'anın etkisiylerde hüngür hüngür ağlamak, herkesin duyacağı şekilde haykırmak ve birşeylerin yanlış gittiğini söylemek istercesine seslenmek istiyordum. Ama namaz esnasında bunu yapmak imkansızdı.
O günkü sabah namazını nasıl kıldığımı ve ne okuduğumu tam da idrak edemeden kendimi hızla camii dışına attım. Gözüm o iki çocuğu arıyordu. O çocukları derhal görmeli yaptıkları yanlışı onlara söylemeli ve onları güzel bir dille uyarmam gerekiyordu. Tam da o sırada çocuklar yolun karşı tarafında oracıkta duruyorlardı. Bir iki sorudan sonra evlerinin nerede olduğunu, anne ve babalarının olup olmadığını sordum. İkamet ettikleri mahalleyi ve anne babalarının adlarını söylediler. Bende onlara bir kaç nasihattan sonra derhal evlerine gitmelerini; bu kötü alışkanlığı terketmeleri konusunda bir kaç nasihatta bulundum. Ancak nasihatin ve eğitimin yeri ve zamanı burası değildi. Asıl ders ve nasihat alacak kişiler bizlerdik. Ne oluyor bu çocuklarımıza ve gençliğimize? Toplumumuz nereye gidiyor? Sorusunu kendi kendimize sormamak elde değil.
Ecdadımızın çocukları cami avlularında ve külliyelerinde ilim ve irfan tetkiki yapıp, ellerinde kitap, dinine, devletine ve ümmetine faydalı birer fert olma yolunda eğitim alırken; bu ecdadın torunları ne yazık ki cami avlularında tiner koklayan, zararlı madde bağımlısı, toplumda terör estiren bir nesil halini almıştır. Elbetteki bu nesil kendi kendine birden bire ortaya çıkmış değildir. Ya da paraşütle gökyüzünden yere bırakılmışta değildir.  Bu nesil biz anne ve babaların, çevrenin ve öğretmenlerimizin yetiştirdiği nesildir. Öyle ise bizler bir yerlerde yanlışlıklar yapmış yönümüzü yanlış tarafa dönmüş, ilham kaynağımızı ve rehber kılavuzumuzu yanlış seçmişizdir. O zaman toplum ve millet olarak, bu yanlış seçimin ve gidişatın farkına varmalı ve bu gidişattan derhal geri dönmeliyiz. "Zararın neresinden dönülürse, kardır" misali silkinip, kendimize gelmeliyiz.
Mevlamız yüce kitabında: "Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkanları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helak ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helak ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık." (En'am/6) "Halen yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesilleri helak edişimiz onları doğru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardır. Hala kulak vermezler mi?" (Secde/26) gibi bir çok ayeti kerimelerle bizleri ikaz etmektedir. Ya bizler bu deveyi güderiz, yada bu diyardan gideriz. Bu çocuklar bizim çocuklarımız ve kardeşlerimizdir. Ya çocuklarımızı adam gibi yetiştiririz, ahlak ve maneviyatına bağlı birer fert olmalarını sağlarız; yada bu tür zillet ve felaketler içersinde her daim annelerin gözyaşları ve feryatları dinmesi mümkün olmayacaktır. Hergün insanların birbirini öldürdüğü, malını gasbettiği, dolandırıcılık yaptığı, bunun sonucunda da düşmanlarımız karşısında gücümüzün ve kuvvetimizin azalıp; birbirimize düşmemize, hep sıkıntı ve musibetlerle boğuşmamıza sebep olan bu kötü görüntüyü üzerimizden atmalı, yeniden özümüze ve inancımıza sımsıkı bağlanmalıyız. Çocuklarımızı televizyon dizilerine, arkadaş çevresine ve okullara değil, Allah'a ve Resulü'ne teslim etmeli ve  o metodla eğitmeliyiz. Kur'an-ı Kerim'de Mevlamız: "Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır: Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır." (Tağabun/15) buyrulmaktadır.
Vesselam...

 
Etiketler: Neslimizin, içler, acısı, hali
Yorumlar
Diğer Yazılar
Suçlu Kim?
Anarşiden adalet doğmaz
Özünü arayan eğitim
Hedefler nerede, biz neredeyiz…
Hayra motor, şerre fren olmak…
Lanet Olsun Sana İsrail…
Ramazan ne güzel
Geri kafalılar…
Kötülüklerden beraat edin
Çocuklarımıza sahip çıkalım
Fetih nesli nerede?
Bir avuç kömür için, bir ömür verenler...
Asıl suçlu kim?
Manevi programlanma üç aylar
Dünya, gelecek kutlu doğumu bekliyor!..
Kıyama dur, yık dar ağaçlarını...
İnsanı düzeltmek
Seçim Bir Fırsattır
Çanakkale Ruhu
Korkularımız
KADIN NEREDE DURUYOR?
Dört Çocuğun Ekmek Paylaşımı
PEYGAMBERİ BİR HAYAT TARZINA İHTİYAÇ VAR
BU KENTE BİR ŞEHR'ÜL EMİN SEÇİLECEK
İnsanlar, Nedir Bu Haliniz?
NEREDESİN, EY ADALET!..
Dış Mihraklar
KENDİNİZİ TANIYIN
Fetih nesli olabilmek
Operasyon Dedikleri.....
Yaşananlardan haberiniz var mı?
EFSANE BELEDİYECİLİĞE HASRET KALDIK
Arakanda çocuk olmak
Şimdi okullu olduk
EDEP YA HUU…
BU ÜLKEDE ZİNA SUÇ DEĞİL!
Türkiye Cumhuriyeti’nin Garantörleri…
BESMELE’NİN KEŞFEDİLEN BİR SIRRI
“Demokrasi” dediğiniz: Bir oyuncak
Müslüman Kanı Ne Zaman Dinecek?
Ey işbirlikçiler!..
Düşmanlarınıza karşı kuvvet hazırlayın
Ümmetin Suskunluğu
İftar Sofralarımız
Yaşam Hakkı Engellenemez
Van'da Yaşanan Üç Önemli Kirlilik...
Bereket Ayına Hoşgeldin Diyelim
Müslümanlar!... ne zaman dininize sahip çıkacaksınız?
Doğruluk ve Cesaret...
Rüzgar Eken, Fırtına Biçer
İstanbul'u Fethetmek!...
Şeytanı İyi Tanıyalım!
Reyhanlı'da yitirdiklerimiz
Heyecanımızı kaybettik, hükümsüzdür
İpin Hesabı
Kuran-ı Kuşanmış Bir Gençlik
Zincirler Kırılsın, Ayasofya Açılsın
İyi ki Doğdun Ya Muhammed (S.A.V.)
Mutlu Bir Ailenin Püf Noktaları
Siyonizm'i İyi Tanımak
İslam Dışı Bayramlar
Kınalı Kuzuların, Şu Boğaz Harbi!...
Toplumun Mimarı Kadın
Şehadet Bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Her Bahar Bir Çiçekle Başlar
Örtü Kadının Kalesidir
Sevgimizin ölçüsü ne olmalı?
Nemelazımcılık
Alemlere Rahmetsin Efendim
Helalinden Kazanıp, Helalinden Yiyebilmek
Barış ve Kardeşliğe Giden Yol
Televizyonların saçtığı zehir
Noel Gecesi Mi Vicdan Muhasebesi Mi?
Ahirette liderlerinizle çağrılacaksınız!
Güçlü ve kaliteli insan yetiştirmek
Maya Takviminin kopardığı kıyametler
Nerde O Eski Günler
Bir(Leş)Miş Milletlerden, Birleşmiş Ümmete
Umuda Ve Kurtuluşa Yolculuk, Hicret
Medeniyetler İttifakı
Teslimiyetin Zirvesi Allah'a Kurban
Kalplerin sevgisi
Kuvvetin Değil, Hakkın Yanında Olmak
"Müslümanların masumiyeti" adlı film
Ameller Niyetlere Göredir
Ümmet Kimliğimizin Gereği
Oğlum Kudüs İçin Feda Olsun...
Bayramsa bayramınız mübarek olsun
İnan- Güven- Sabret!
Arefe günü
Ramazan'dan bize kalanlar
Sabrın sonu selamettir
İkrime Bin Ebi Cehil
Zihniyet karmaşısı yaşayanlar
Yaşantımızın örneği kim olmalı?
İktisatlı olan, fakir olmaz
İlim halkalarına dahil olmak
Zalime lanet,mazluma destek
Hastalık gelmeden, sağlığın kıymeti bilinmiyor
Heran gelebilecek gerçek,ölüm
Allah'ın zikri ile dilimiz ıslak olsun
Fakirin hakkı zenginin malı
Kardeşinin derdi ile dertlenmek
Haydi çocuklarımızla camilere koşalım
Tefekküre zaman ayıralım
Ya hayır konuşalım, yada susalım
Kur'an'ın indirildiği ayda Kur'an okuyalım
Az yemek, az uyumak
Selamı yayalım
Sahura kalkalım
Ramazan bereketiyle geldi
Van depremi ne getirdi?
İnandığımız gibi yaşamak!
Düşünebilmek ve şükretmek
Yeterince Okuyor muyuz?
Kutlu Miraç
Günümüz gençliği...
Özlemle beklenen rahmet iklimi: Üç Aylar
Haber Yazılımı