Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
06 Şubat 2017 - Pazartesi 13:00
 
Kısa Hikâyeler 1: Kareli Pantolon
Dr. Mine Kılavuz Ongün
 
 

Gün doğarken uykuya doyarak uyandığı nadir sabahlardan birinde, çocukluğundan bir sabah merhaba dedi ona: Zihnini meşgul eden en yoğun düşüncenin oyun olduğu yaşlardaydı. O gün de mutlu uyanmıştı. Mutfaktan gelen sesler, sabahın en güzel bölümünün habercisiydi:  Annesinin sofraya bir tabak daha koyuşu, semaverin cızırtısı, karıştırılan çaylar, bir kâseye çarpan tahıl gevrekleri, gürültüyle dökülen süt, okunduğunu belli eden gazete sesleri… Anlaşılan en geç uyanan kendisiydi çünkü mutfağa gittiğinde herkesi masada ve her zamanki yerlerinde buldu. Babası gazetesinin yanından bakarak:

-Bugün yine çok çabuk giyinmişsin. Yoksa gösteriniz hemen mi başlayacak?

-Bugün gösterimiz yok baba. Öylesine giyindim.

 

  Oysa babası biliyordu yatarken de üzerinde bu kıyafet olduğunu. Günlerdir çıkarmadığı, larcivert kırmızı kareleri olan bir bahçıvan pantolondu bu. Bir süredir mahalledeki çocuklarla, senaryolarını kendilerinin yazdığı küçük oyunlar hazırlıyor ve bunları oynuyorlardı. Küçük kız, üzerinde bahçıvan pantolonu olan, çilli, ailenin küçük afacan çocuğu rolündeydi. Bu pantolonu annesi ve babaannesi almışlardı ona. Çok sevmişti, sadece oyunda değil, sürekli onu giyiyor, üzerinden çıkarmak istemiyordu.

 

Kahvaltıdan sonra bahçe yolunu hızla aşıp kapıyı açtı ve arkadaşlarını çağırmaya gitti, üzerine giyindiği en yakın arkadaşı ile… Ertesi gün, daha ertesi gün, ondan sonraki gün de üzerinden çıkarmadı. Pantolonunu ile yaşamayı seviyordu.

 

Annesi, her gece ona pijamalarını giydirebilmek için binbir dil döker, çoğunlukla da başarısız olurdu. Sabaha kadar kuruyup hazır olsun diye yıkadığı geceler az değildi. Oysa ne güzel elbiseler alınmıştı ona. Küçük kız o kadar inatçıydı ki, bunların hiçbiri ve ailesinin küçük oyunları, vaatleri de etkili olamamıştı. Her gün giydiği kareli pantolonu artık iyice yıpranmış, giyilecek hali kalmamıştı. Kendisi bu durumdan hiç şikâyetçi değildi. İnadında bu kadar ısrarcı olunca annesi ve babaannesi kolları sıvadılar. O gece küçük kız uyurken pantolonu biraz daraltmaya karar verdiler. Biliyorlardı ki pantolonu yok ederlerse asıl fırtına o zaman kopardı.

 

  Sabah kahvaltı sofrasında merakla onu beklerlerken, şaşırmadıkları bir şey oldu. Odasından gelen ağlama sesiyle yanına koştular. Küçük kız içine sığamadığı pantolonu elinde, kaygılı ve sorgulayan gözlerle annesine baktı. Annesi, kızı üzülmesin diye değişik senaryolar yazdı ayaküstü. Artık büyüdüğü için kıyafetlerinin ona küçük gelmesi normaldi. Hani büyümek onun çok istediği bir şeydi? İstediği olmuştu neden bu kadar üzülüyordu ki? Büyütecek bir şey yoktu. Küçük kız ağlamayı kesti, kırık ve zayıflamış sesiyle:

 

-Bugün dışarı çıkmak istemiyorum, dedi.

  Sabahın ilerleyen saatleriydi. Dışarıda bisikletleriyle mahalleli çocukların erken saatlerdeki bahçe sulama birikintilerinden geçerken, tekerleklerin sıçrattığı suyun sesini işitebiliyordu. Başka zaman olsa onlara katılmak için can atardı. Oysa bugün dışarı çıkmak istemedi. Ruhu yaralanmış, kırılmıştı. Hem çıksaydı o gün saklambaçta hemen sobelenir, çizgide taşı sürükleyemez, melikanda sopalarla başı derde girer, uzuneşekleri de aşamazdı. Tatsız ve karamsardı işte.

 

Düşündü. Birdenbire nasıl bu kadar büyüyebilirdi ki? Hem büyümek kötü bir şey olsa gerekti. Demek ki büyüdükçe sevdiği şeylerden birer birer ayrılacaktı. Belki en sevdiği oyunları artık oynayamayacaktı, en sevdiği arkadaşlarından, evinden, o çok sevdiği kahvaltı sofrasından ayrı kalacaktı. Mesela bir sabah kalktığında annesi ve babası artık onunla olmayacaklar mıydı? Arkadaşları, mahallece yapılan piknikler, bahçe sohbetleri, yılbaşı akşamlarının değişmeyen tombala oyunları, kavurma kazanları ocaktayken tanık oldukları büyüklerin sohbetleri, limonlu çaylar eşliğinde semaver başı sohbetleri, Ramazan akşamlarında mahallenin yaşlılarının teravih öncesi ve sonrası koşuşturmaları, merdiven başlarındaki gülüşmeler, bayramlarda kazılan milavlar ve fındık oyunları, Hıdırellez telaşları….

 

Haksız da sayılmazdı. Çünkü yıllar hayatına yeni şeyler katarken, bazılarından da uzaklaştırdı. Öyle ya, hayat dengeler üzerine kurulmuştu, hepsine sahip olmak imkânsızdı. Yaş aldıkça bu endişeleri yüreğinde taşıdı. Zaman zaman huzursuz oldu. Ta ki kontrolün elinde olduğunu anlayacak yaşa ve olgunluğa erişene dek. Zaman ona bir şey daha öğretti; insanı mutlu eden sahip olduğu eşyalar değil, onlara anlam katan yaşanmışlıklarıydı. Tıpkı yıllar sonraki o sabah, giysi dolabını açtığında gözgöze geldikleri pantolon gibi. Yepyeniydi, daha dün alınmış gibi. Bir kez bile giyinmemişti, üzerinde hiçbir yaşanmışlığı taşımıyordu. Ona anlam katan tek şey, sevgili babaannesinin ölümünden bir süre önce hediye etmiş olmasıydı. Tıpkı küçüklüğündeki gibi: Larcivert kırmızı kareleri olan bir bahçıvan pantolon…

 
Etiketler: Kısa, Hikâyeler, 1:, Kareli, Pantolon,
Yorumlar
Diğer Yazılar
BİR ANNENİN HİKAYESİ
KARANTİNANIN GETİRDİKLERİ
Ulusal Egemenliğimiz 100 Yaşında
Mektepten mektup var
Dokunmak Değerlidir
Küresel Kriz: Salgın
Beyaz Önlük
Pembe mavi
Altın Bilezik
Boş mu dolu mu?
Hekime ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet için bir araya geldiler
Müküs (Bahçesaray) Denince
Tatlı Perşembe
Mahur Beste
Ahde Vefa-Zeve
2020 ile söyleşi
Kentin Hafızasından-5: Hikayeleriyle Halk Oyunları ve Türkülerden Örnekler
Kentin Hafızasından-4: Halk Hikayeleri ve Aşıklık Geleneği
Kentin Hafızasından -3: Yaşayan ve yaşanan gelenekleriyle Van'da düğün dernek
Kentin Hafızasından-2 1915
Kentin Hafızasından Kısa Kısa -1 Dünyada Van, Ahirette İman
İnsan Okuryazarlığı
Spor ayakkabısı
YAZLIK MI KIŞLIK MI?
Utkuya giden umutlu yolculuğun mektubu
Kır Kahvesi
Nemrut
Cumhuriyet fazilettir
Arap Saçı
Kısa Hikâyeler: Çeyiz
Bir Sevda Sırrı Saklar Hoşap Kalesi
Ada halleri
Şahin Hoca'nın Ardından
Ortak dilimiz barıştı
Kısa Hikâyeler: Aylardan Eylüldü
Kısa Hikâyeler 5: Bayramlık
Van'da bayram sofraları
Dama bahane bulmak
Kalem Kalem 82 Yıl
Van'dan Vaniköy'e 2 ve 3 (Haşmet Sırrı Akşener) ve Çoban Kapısı Efsanesi
Van'dan Vaniköy'e-Haşmet Sırrı Akşener-1
Sınav
Aynen
Yılın Annesi
Martla Gelenler
Evvel zaman içinde 5: Yuvayı dişi kuş yapar
Evvel zaman içinde 4: Padişahın Kız Evladı
Evvel zaman içinde 3: Ercişli Emrah ve Selvihan (Sebihan) hikâyesi 2. kısım
Evvel zaman içinde 2: Ercişli Emrah ve Selvihan (Selbihan) Hikâyesi
Evvel zaman içinde 1: Halk hikâyeleri ve masallar
Ev harabın pişiği
Sağlıkta geleneksel şiddet günleri
Taburcu olmak…
Kısa Kısa
Vangölü Yaşasın
Van yolcusu kalmasın
BAKLAVA BAĞLAMAK
Bildiğiniz gibi…
Tepebaşı Mahallesi -2: Geçmiş Zaman Olur Ki, Hayali Cihan Değer- Nedim Kılavuz'un anlatımıyla
Van Balığı
Sardunyalar
BAYRAM O BAYRAM OLA
ŞİFA NİYETİNE VAN MUTFAĞI
Miras
Yüzüncü Yılında 2 Nisan
Sebze Pazarı (Nedim Kılavuz'un Anlatımı İle)
GAZOZ KAPAKLARI
Tepebaşı Mahallesi
Nice 80 yıllara
Kıraathaneler- Van'da bir kıraathane
Kısa Hikayeler: 4 Sevgili Günlük
Kısa Hikayeler 3: Takvim Amca
Anneler vardır
ANNESİNİN DİLİNDEN,BABAMIN KALEMİNDEN
Bu da geçer ya hu !!
Kısa Hikayeler 2: Karpuz Kabuğu Suya Düştüğü Zaman
Van Yemekleri Dostları İle 2 Nisan'a Doğru
Çanakkale Ruhu: Vanlı Ali
Tıp Bayramı
8 Mart diye bir gün
Gül
Çay ne say ne
Sağlıklı beslenme üzerine
Selam olsun
Haber Yazılımı