Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
07 Şubat 2020 - Cuma 15:21
 
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

30 Ocak günü ÖSO, Suriye ordusuna savaş ilan ettiğini açıklamış, El Bab'ta Suriye ve Rusya hedeflerine vur kaç saldırısı gerçekleştirmiş, buna karşılık Rus uçakları El Bab'ı vurmuş, İdlip'te Suriye ordusunun ilerleyişi sürmüş ve bu gelişmeler üzerine de Türkiye, Suriye Ordusunun hedefinde olan Serakib ilçesinde iki yeni kontrol noktası oluşturmuştu.

Bütün bunları göz önüne alarak yaşanacak gelişmeleri öngörmüş ve "İktidarın İdlip Sınavı" başlıklı yazımızı yazmıştık. Daha yazının mürekkebi kurumadan, 2 Şubatı 3 Şubata bağlayan gece Türkiye'nin Serakib'e yolladığı askeri konvoy, Suriye ordusu tarafından vuruldu. Beşi asker olmak üzere toplam sekiz şehit verildi.

İktidar sözcüleri ve basın yayın organlarında hemen Suriye'ye yönelik bir saldırı kampanyası başlatıldı. "Rejimin saldırganlığı" laflarından geçilmiyor, "Astana süreci bitti" deniliyor artık.

Gerçekte ise olan şudur: Türkiye Astana ve Soçi süreçlerinde üstlendiği görevi yerine getirmemiş, askeri gözlem noktaları oluşturarak terör örgütlerini ağır silahlardan arındırma ve görüşmeler yoluyla soruna çözüm bulunması için ortamı hazırlamada olumlu hiçbir adım atmamış, tam tersine geçen süre içinde Türkiye'nin de terör örgütü olduğunu kabul ettiği Nusra (HTŞ), İdlip'tehakimiyetini sağlamlaştırmıştır.

Bu durumda Suriye ordusunun kendi ülke topraklarını terör örgütlerinden temizlemek yolunda attığı adımlar, nasıl olur da "saldırganlık" olarak niteleniyor?

Türkiye, hangi amaçla El Nusra'nın (Heyet Tahrir üş-Şam), yani bir terör örgütünün kontrolünde olan Serakib'te yeni gözlem noktaları oluşturuyor ve buraya askeri konvoylarla takviyelerde bulunuyor?

Bu durumda Astana sürecini baltalayan gerçekte kimdir?

 

Ukrayna'da yaşananlar

İdlip'te bu gelişmelerin yaşandığı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ukrayna'ya gitti. Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte yaptığı basın toplantısında Türkiye'nin, "Kırım'ın Rusya tarafından ilhak edilmesini tanımadığını" bir kez daha söyledi.

Türkiye'nin Ukrayna'ya, Ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 200 milyon TL finansal yardım yapacağını, Büyükelçi Andrey Sibiga açıkladı. Bilindiği üzere Ukrayna, ülkenin doğu illerinde ve Kırım'da, Rusya ile savaşa varmış bir anlaşmazlık içindedir.

Bu koşullarda Ukrayna'ya askeri yardımın ne anlama geldiği üzerinde düşünülmüyor mu?

İdlip'te yaşanan gelişmeler ile Ukrayna'da sergilenen tavır arasında bir tutarlılık vardır. Bu tavrın Türkiye'nin milli çıkarlarıyla bir ilgisi yoktur. Tam tersine bu adımları atanlar, baltayı kendi ayaklarına vurmaktadırlar.

 

Bölgedeki saflaşma

Önce Bölgede yaşanan saflaşmaya ve Türkiye'nin nerede durduğuna bakalım:

1. ABD ve İsrail'in; Türkiye, Suriye, İran ve Irak topraklarını kapsayan 2. İsrail kurma girişimi;

2. Türkiye ve diğer bölge devletleri aleyhine Doğu Akdeniz'deki deniz yetki sahalarının gasp edilerek, İsrail ve Yunanistan lehine doğal gaz yataklarının yağmalanmak istenmesi,

3. Rus doğal gazının Ukrayna bypas edilerek, Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması,

4. Filistin'in ölüm fermanı anlamına gelen "Yüzyılın anlaşması"nın ilan edilmesi ve

5. İran'a yönelik ambargonun askeri güç kullanılarak sürdürülmesi…

Bu temel sorunların belirlediği saflaşma şu şekildedir: Türkiye, KKTC, Rusya, İran, Irak,

Suriye, Filistin, Libya ve Katar bir tarafta; ABD, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, Suudi Arabistan, BAE, Umman, Kuveyt ve Ukrayna diğer taraftadırlar.

Görüldüğü üzere Türkiye yaşanan sorunların merkezindedir ve karşısındaki güçler bellidir. Sorunun "ciddi" olduğu, bugüne kadar ülke ve millet olarak ödediğimiz bedellerle gözler önündedir.

 

Türkiye'nin çıkarı ve devlet aklı

Hal böyleyken, Suriye'nin meşru Hükümetini düşman olarak gören tavırlarda ısrar ne anlama gelmektedir? Veya başka bir deyişle bu ısrar sürdürülebilir mi?

Ukrayna, Türkiye'nin düşmanı ABD ve İsrail ile beraberken, son beş yıl içinde karşılaştığımız bütün temel sorunlarda Türkiye'nin yanında duran Rusya'yı, Kırım sorununda karşıya almak hangi hesabın, hangi aklın sonucudur?

Türkiye tutarlı olmak zorundadır. Bölgemiz tutarsız politikaları, mezhepçi hesapları, komşu ülkelerin topraklarında denetimimiz altında olacak "nüfuz bölgeleri yaratmak" türünden küçük hesapları kaldırmaz. Bu hesapları yapanlar Türkiye'yi yönetemez!

Türkiye'nin izlemek zorunda olduğu dış politikanın ana hatları şöyle olmak zorundadır.

1. Şam Hükümeti, Suriye'nin meşru Hükümetidir. Ülkenin toprak bütünlüğünü sağlamak onun öncelikli görevidir. Türkiye'nin yapması gereken, Şam ile doğrudan ve derhal ilişki kurmak, ülkenin bütününde egemenliğini yeniden tesis etmede ona yardımcı olmaktır.

2. Kırım halkı yaptığı referandumla, Rusya'ya bağlanmayı tercih etmiştir. Kırım'da yaşayan Türklerin de iradesi bu yöndedir. Rusya Federasyonu içinde büyük sayıda Türk nüfusun varlığı ve ayrıca Tataristan, Dağıstan vb gibi birçok Türk özerk bölgenin mevcudiyeti, Kırım Türklerinin Rusya'yı tercih etmesinin nedenidir. Türkiye'nin Kırım sorununda Rusya'nın yanında olması bir zorunluluktur.

3. Kırım sorununda Rusya ile birlikte olmak, hem Ermenistan işgali altındaki Azeri topraklarının kurtarılmasında, hem de Kıbrıs sorununda, bu ülkenin Türkiye ile birlikte hareket etmesini getirecektir.

4. Türkiye'nin Rusya, Suriye, Lübnan ve Mısır'ı yanına alması; Doğu Akdeniz'de bizi bekleyen muhtemel daha sert hesaplaşmalar düşünüldüğünde bir zorunluluktur.

Bütün bunları göz önüne alarak dış politika oluşturabilmeye, "devlet aklı" denir. Türkiye'nin bu "akla", şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.

 
Etiketler: "İdlipsınavı"nda, son, durum, ve, "devlet, aklı",
Yorumlar
Diğer Yazılar
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı