Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
29 Temmuz 2020 - Çarşamba 15:43
 
HASTALANIYORUZ ÇÜNKÜ…
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Hastalanıyoruz çünkü sağlığın değerini bilmiyor, onu korumuyoruz. Ruh ve beden sağlığımızı örseleyen ortamlara giriyor,  yapılmaması gereken şeyleri yapıyoruz.

Hastalanıyoruz çünkü günden güne yaşlanıyoruz ve bazılarımız son mevsimini yaşamakta olduğu için doğal bir şekilde tükeniyor.

Hastalanıyoruz çünkü insanın ruhuyla, bedeniyle bir bütün olduğunun; bunlardan birinin baskı altına girmesiyle diğerinin de olumsuz etkileneceğini de çoğumuz bilmiyoruz.

Hastalanıyoruz çünkü içinde bulunduğumuz sosyal ortamlarda; evimiz, işyerimiz başta olmak üzere çokça vakit geçirdiğimiz yerlerde kendi kendimizi ya da birbirimizi incitip, ezip duruyoruz.

*

Her birey ruhuyla, bedeniyle ayrı bir dünyadır. Yaşına, konumuna, öğrenip, yaşayıp bildiklerine, dayanıklılığına, duyarlılığına, sorumluluk bilincine ve daha pek çok ölçüte göre ayrı bir dünyadır.

O dünyaların bazıları diğerleri ile kıyaslandıklarında nispeten daha sağlıklı ve bazıları da daha sağlıksızdırlar. Yani önce her bireyin kendi içinde sağlıklı ya da sağlıksız olma durumu vardır. Yüzde yüz sağlıklı ya da yüzde yüz sağlıksız insan var mıdır, bilmiyorum.

İki insan bir araya geldiğinde iki farklı yapı, daha fazlası bir araya geldiğinde daha çok farklı yapı şu ya da bu şekilde etkileşim içine giriyor. Bir araya gelme nedenlerine göre bu karşılıklı etkileşimler sınırlı ya da yoğun oluyor.  O etkileşimlerin bir kısmının rahatlatıcı ya da rahatsız edici sonuçları oluyor.

Aile ortamı her zaman etkileşimin en yoğun olduğu ortamdır. Aynı çatı altında yaşarken birliktelik zorunludur.  Başkaca bir toplulukta yakınlık duymadığınız insanlarla mesafeli kalmayı seçebilirsiniz ya da duruma göre o ortamdan kopup gidebilirsiniz ancak konu aile olduğunda bunu yapamazsınız. Orada öteki aile üyeleri ile daha çok ve kaçınılmaz olarak yüz yüze gelirsiniz; eninde sonunda konuşursunuz.

Bu bakımdan bizi çoğu zaman iyileştirse de, duruma göre hasta eden ortamların biri de duyarlılık düzeyinin yüksek olduğu aile ortamıdır.

Ülkemizde ortalama aile büyüklüğü pek çok Batı ülkesinin üstündedir. Yani bizim ülkemizde yaşlılar, yetişkinler, çocuklar aynı aile ortamını paylaşmakta olduğu için daha geniş bir etkileşim söz konusu olmaktadır.

Her bireyin kültür ve anlayış düzeyinin, becerilerinin ve taleplerinin farklı olduğu dikkate alınırsa bizim ülkemizde birlikte yaşamak durumunda olduğumuz öteki aile bireylerinin sağlığımız üzerindeki etkisi daha fazla olmaktadır.

Elbette konu aile olduğunda öteki bireylerin etkisinin olumlu, sağaltıcı olması beklenir ve öyle de gerçekleşir. Yani dedeler, nineler, anneler, babalar, kız ve erkek evlatlar birbirlerine her anlamda katkı sunarlar ve birbirlerinin görünen görünmeyen yaralarına merhem olurlar; maddi, manevi hastalıklarına şifa sağlamak için ellerinden geleni yaparlar.

Ancak ne yazık ki, her zaman bu sonucu alamayız. Kimi ailelerde, eşler iyi anlaşamadıkları için; kimilerinde farklı kuşaklar birbirlerini anlamadığı, anlayamadığı için, kimilerinde de başkaca sorunları olduğu için ciddi sıkıntılar yaşanır ve bu durumdaki ailelerin sorunlu, sıkıntılı, doyumsuz bireylerinin yükü, diğerlerinin üzerine yıkılır durur.

Sonuçta sıkıntılı aile bireyleri, yanlışları anlamında ikna edilmedikleri;  rahatsızlıklarından ve doyumsuzluklarından kurtulmadıkları, ya da duruma göre ayrılıp başkaca bir ortama gitmedikleri sürece ötekiler bakımından yıpratıcı olmayı sürdürürler.

*

Görünen o ki, bugün artık sevgi, saygı, yetinme temelli geleneksel kültürümüz de her anlamda hızla değişip dönüşen, bireyselleştiren dünyanın soğuk rüzgârlarından nasibini almıştır. Değişen koşullar geçen yüzyılda çokça görülen hoşgörülü, esnek, dayanıklı ve saygılı olmayı zorunluluk sayan, az ile yetinmesini bilen insanların sayılarını azaltmıştır.

Sınır tanımayan haberleşme araçlarının her türlü şeyi an be an ceplerimizdeki cihazlara, bilgisayar ekranlarına, televizyonlara taşıdığı yeni dünyada yaşayan insanlar ve özellikle de gençler şimdi her şeyin daha fazlasını istemektedirler. Daha çok itiraz etmeye, yerleşik değerleri daha fazla sorgulamaya ve ebeveynleriyle olur olmaz konularda gerginlikler yaşamaya, stres üretmeye, kimi aileler bakımından ciddi rahatsızlıkların nedeni olmaya başlamışlardır.

Ruh ve beden hastalıklarına ciddi bir neden daha eklenmiştir.

Hastalanıyoruz çünkü etkileşim içinde olduğumuz ötekilerin baskıları altında kalıyoruz.

 
Etiketler: HASTALANIYORUZ, ÇÜNKÜ…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
DÜNYA DOLU FIRIN
HAYAT BİR GÜNSE…
KALDIRAÇ
HAVA HASTA
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı