Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
02 Mart 2020 - Pazartesi 14:17
 
Göç
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Göç yaşadığımız dünyanın önemli gerçeklerinden biri.

Uzak Asya'dan, Ortadoğu'dan, Afrika'dan çok sayıda insan dün olduğu gibi bugün de, dağ - bayır, nehir - deniz, kış - güz demeden; aç - susuz yollarda.

Onların gidişleri geri dönmek kaydıyla giden kuşların gidişlerine benzemiyor; çoğu geri dönmemek üzere gidiyor.

Göç yollarındakiler, şu ya da bu şekilde sınırları geçiyor; dillerini, kültürlerini bilmedikler insanlarla muhatap oluyor; ellerindekini avuçlarındakini harcayarak, maldan, candan vererek uzaklardaki hayali bir yerlere ulaşmaya çalışıyorlar.

Gidenlerin bir kısmı çağdaş sömürgecilerin, onların maşası, taşeronu durumundaki terör örgütlerinin yakıp yıktığı ülkelerini, evlerini ocaklarını bırakarak can havliyle düşmüşler yollara.

En değerli varlıklarını; yaşlı çoluk çocuk canlarını ve varsa taşıyabilecekleri değerli şeylerini almışlar yanlarına.

Büyük çoğunluğunun amacı; mevcut yaşam koşullarını değiştirmek, yıkımdan çatışmalardan kaçıp yaşama tutunmak; yabancı güçlerin modern silahlarıyla, uçaklarıyla, tanklarıyla yaşanmaz kıldıkları ortamları terk edip canlarını kurtarmak. Eşlerini evlatlarını, büyüklerini sebebini tam kavrayamadıkları savaş belasından uzaklaştırmak.  O akşam nerede konaklayacaklarını, yarın ne yiyip ne içeceklerini hesaba katmadan bir an önce bombaların, mayınların patladığı ortamları geride bırakmak.

Aşağı yukarı hepsinin hedefi gelişmiş ülkeler. 

Afganistan'dan, Suriye'den, Afrika ülkelerinden yola koyulanların hedefleri Avrupa kıtası.

Uzak Asya'dan, Güney Amerika ülkelerinden, Küba'dan göç yoluna düşenlerin tercihi de Amerika Birleşik Devletleri. Amaçları yaşam standartlarını yükseltmek; bir yolunu bulup Amerika'da oturum alıp en alt seviyedekiler de olsa iş bulup çalışmak; karınlarını doyurmak ve arttırabilirlerse ülkelerindeki yakınlarına para göndermek.

Tanınmış şairimiz Yahya Kemal Bayatlı Deniz Türküsü adlı şiirinde "insan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar," demez mi? Olay tam da o.

Ne var ki, devlet politikaları anlamında merhametin bulunmadığı dünyada bugüne kadar gidenlerin çok büyük bir bölümü ciddi hayal kırıklıkları yaşamışlar, yaşamaya devam ediyorlar.

Üstelik yoldakilerin çoğu da bunun farkındalar. Bir taraftan dış dünyanın zor koşulları altında eziliyor; bir taraftan da düşlerinde kâbuslara teslim oluyorlar.

Avrupa'nın da, Amerika'nın da dışarıdan gelecek insanları içeri almaya niyetleri yok. 

Yani bir gece ansızın toprak damlarının üzerinden köylerdeki evlerini, iyi kötü bayındır kentlerini bombalayan / bombalatan devletler, oralarda harap olmuş evlerini terk edip gelenlere kapılarını çoktan kapatmışlar.

Yükselttikleri sınır duvarları, geçilebilir yerlere diktikleri devriyeler, askerler, polisler ve köpeklerle ne düşündüklerini açıkça ifade ediyorlar.

Kim takar uluslar arası anlaşmalardan kaynaklanan göçmen haklarını…

Kim takar pırıl pırıl gözleriyle anne babalarının peşine düşüp gelmiş olan çocukların, gençlerin gelecek umutlarını.

Türkiye gibi kaç ülke var dünyada, insana insan olduğu için değer veren; kapılarını açan, bağrına basan.

O hedeflenen ülkelerin başka hesapları var. Kendilerine göre akla ziyan korkuları var.  Kapılarında göçmen görmeye tahammül edemiyorlar.

Yaşlanan nüfusları nedeniyle genç insanlara açıkça ihtiyaç duydukları halde o çaresiz çocukları, gençleri almamakta direniyorlar.

Bir yolunu bulup kaçak olarak sınırlardan içeri sızabilen göçmenlere de aman vermiyorlar.  Yakalarını ellerine geçirir geçirmez sınır dışı ediyorlar.

***

Zengin doğal kaynakları bulunan ancak kötü yönetilen ülkeler, güçlü sömürgecilerin bir bahaneyle paralı askerlerini yığıp at oynattığı meydanlara dönüştüklerinde, sivil insanlar için göç ne yazık ki kaçınılamaz bir zorunluluk haline geliyor.

Öyle olunca da, devletleri güçlü, halkları dayanışma içinde olan kimi ülkelerin yurttaşları her gece sıcak yataklarında huzur içinde uyurken; göç yollarındaki birilerinin sessiz gölgeler halinde pencerelerinin dibinden, yaşadıkları kentin caddelerinden, dağlarından, ovalarından, otoyollarından akıp belirsiz geleceklere gittiklerini bilmiyorlar.

Küçüklü büyüklü parçaları yürek acısıyla, gözyaşlarıyla tutturulmuş kırık birer aynaya benzeyen hikâyeleri olan insanlar menzillerine varıncaya kadar ülkeler arasında yeni darbelere açık halde taşınıp duruyorlar.

Onların kırılıp dökülenleri, kayıp düşenleri diğer herkesinkinden fazla oluyor.

 
Etiketler: Göç,
Yorumlar
Diğer Yazılar
HAVA HASTA
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı