Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
29 Haziran 2020 - Pazartesi 12:15
 
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Renkleriyle, ışıklarıyla, gölgeleriyle bizi etkileyen çevremizdeki hareketli yaşam, yeri, vakti geldiğinde aklımızın bir köşesine kalıcı çentikler atmasını da bilir. O çentiklerin kaynağı daldaki kuştan ışığa koşan sineğe, yerdeki yapraktan bir çocuğun yüzündeki mutluluğa ya da mutsuzluğa, dış dünyadan kulağımıza kadar ulaşan bir duadan, bir acı \ tatlı söze kadar her şey olabilir.

O çentikler sonraki yaşamımızın herhangi bir döneminde bize ışık tutabilirler ya da gölge edebilirler.

O anlamda rahmetli büyüğümüz, bankacı iş arkadaşımız Bekir Erez’in aklıma kazımış olduğu iki satır sözü, kaynağından dökülen tertemiz bir su gibi dem be dem dökülür durur dudaklarımdan.

Dökülür ve beni uyarır, dökülür ve uyandırır.

“Geçti gül, geçti bülbül / İster ağla, ister gül.”

Bilirim ki, çoğu insana sıradan gelebilecek bu söz, biraz derin bakabilene çok şeyler söyler.

Kendisiyle aynı ortamları paylaşırken, konuşurken, şakalaşırken; hatta onun banka ortamında sıra bekleyen, dilini ve kültürünü hiç bilmediği turist müşterilerle tespih, saat değiş tokuşu yapma çabalarına tanık olurken, o bilmediği insanlarla birlikte kahkahalarla gülüşlerini izlerken, bu iki sözün anlamını ne kadar kavrayabilmiştim, bilmiyorum.  Aklıma geldikçe dilime düştü, dilime düştükçe aklımdaki yerini genişletti.

O güzel insan, her ölümlü gibi vakti zamanı gelince yaşamakta olduğumuz âlemden kopup o gülün ve bülbülün olmadığı âleme gitti.

Gitti ve bu iki satır sözü ile bana göre, bizlere bir meşale bıraktı.

Gülün de, bülbülün de, onlar gibi bu dünyaya ait her şeyin de geçip gitmekte olduğunu; bizlerin yaşam treninde yolculuk ederken camdan bakıp gördüklerimize gereğinden fazla bağlanıp, ağlamakla gülmek arasında yerlerde dolaştığımızı veciz bir dille ifade ederek üzerine düşeni yaptı.

Ömürlerimizin herhangi bir dönemini, herhangi bir konumda yaşarken kovalamakta olduğumuz servetlerin, insanların, eşyaların, unvanların ve uzmanlıkların sonunda sıfırla çarpılacaklarını iki zarif sözle dile getirip gitti.

Bizi kanatlandıran yetkilerin, güçlerin; bize “benim ben” dedirten, duruma göre başka insanları küçük görmemize neden olan, dışarıdan alınmış ya da çabayla elde edilmiş her şeyin, biz musalla taşına düşmeden hemen önce anlamını yitireceğini usulca kulaklarımıza fısıldayıp gitti.

Bekir ağabeyimiz bizim toplumun kendi kuşağının klasik özelliklerini taşıyan biriydi. Bütün öteki yaşıtları gibi yokluk, yoksulluk görmüştü. Yetinmesini ve şükretmesini çok iyi biliyordu. Kötü alışkanlıkları yoktu. Kimseye zarar vermezdi.  Şakacıydı. Duruma göre yapabileceği bir şey ise başkalarına yardımcı olmayı severdi. Tespih, saat değiş tokuşu yapmayı; bu yolla sosyal bağlar kurarak eğlenmekten, eğlendirmekten hoşlanırdı.

*

Kimi güzel sözler vardır ki zamanları geçmez. Her devir onların zamanıdır ve hep aynı doğruyu gösterirler.

Bu söz de onlardan biridir.

Eskiden öyleymiş ya da zamanı geçmiş diye kaldırıp bir köşeye atamazsınız.

Dünyaya gözünü açan her insan için o ilk andan itibaren gülün ve bülbülün geçişi başlamış olur. Çocukluk ve gençliğin bilinen şaşkınlık ve öğrenme dönemlerinde pek görülmez ama yaşı ilerleyen her insan bir şeylerin kendisiyle birlikte geçip gittiğini; çoğumuzun sandığı kadar kalıcı olmadıklarını, maddi olmayan kişisel varlıkların kişi ile birlikte yeryüzünden çekildiklerini; maddi olanların da o kaçınılmaz sonla birlikte savrulup başkalarının kontrolüne geçtiğini görür.

Nedense pek çoğumuz, onca belirti, iz varken “gülün ve bülbülün” geçip gittiğini ancak o kaçınılmaz son zamanların keskin soluğunu ensemizde bulduğumuzda anlarız.

O güne kadar bütün kaslarımızla kovalamakta olduğumuz şeylerin çoğunun sandığımız kadar ağır, önemli ve çok gerekli olmadıklarını da;

O güne kadar tahtlarına, taçlarına, unvanlarına bakıp ulaşılmaz ve tükenmez sandığımız kimseler ile kendilerini bize hep daha yukarıda göstermiş olanların da, eninde sonunda bizimle aynı akıbeti paylaşacaklarını, aynı sınıra ve aynı sıraya geleceklerini de tam orada apaçık görürüz.

İşte o zaman, rahmetli hepimizin kulağına aynı sözleri fısıldar; “geçti gül, geçti bülbül…”

Kimimiz işitiniz, kimimiz işitmeyiz.

 
Etiketler: GEÇTİ, GÜL, GEÇTİ, BÜLBÜL,
Yorumlar
Diğer Yazılar
HAVA HASTA
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı