301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
13 Şubat 2020 - Perşembe 14:06
 
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

ABD'nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey'nin Türkiye'ye adımını atar atmaz sarf ettiği "şehidimiz var" sözleri, emperyalist ikiyüzlülüğün unutulmaz bir örneği olarak hafızalara kazındı.

Aynı Jeffrey, Türkiye ile Suriye arasında çatışma ihtimalinin ortaya çıkması üzerine Esat yönetiminin İdlip'te kimyasal silah kullanma tehlikesinden bahsetmişti. Hatırlanacağı üzere aynı yalanla Irak işgal edilmiş ve bir milyondan fazla insan öldürülmüştü.

ABD'nin son otuz yıllık dönemde dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirdiği operasyonlar öncesinde piyasaya sürdüğü yalanların bir dökümü yapılsa ortaya oldukça hacimli bir kitap çıkar. Kasım Süleymani cinayetinin ardından başvurulan yalan ise Süleymani'nin bir ABD üssüne saldırı hazırlığı içinde olduğu idi.

Tarih boyunca bütün zalimler, kendi halklarına ve başka halklara yaptığı saldırıları, hep bir yalan ve ikiyüzlülük perdesinin arkasına gizlemek ihtiyacını duymuşlardır.

 

2000 yıl öncesi

Tacitus (MS 56 - 117) Agricola adlı eserinde, bir İngiliz kabile reisini askerlerine seslenirken hayal eder:

"Onlar (Romalılar), dünyanın yağmacılarıdır ve artık her yeri yakıp yıkmış ellerine bırakılacak daha fazla toprak kalmadığı için, onlar da işgal etmek üzere köşe bucak denizleri araştırıyor. Düşman zenginse ona açgözlü diyorlar, yoksulsa güce susamış diye ad takıyorlar. Ne Doğu ne de Batı onları doyurabildi. Bütün insanlığın içinde önce zengin uluslara göz dikiyorlar ve aynı hırsla da yoksul ulusları yağmalıyor, katlediyor, talan ediyorlar ve bunun adına 'imparatorluk' diyorlar. Bir diyarı harap edip bunun adına 'barış' diyorlar."

(Mısır, Yunan ve Roma, Dost Kitabevi, 3.b. Ankara, Ağustos 2010, s. 289)

Roma'yı çıkarın yerine yüzyıl öncesinin İngiltere'sini veya bugünün ABD'sini koyun, paragrafı bir de bu yeni sözcüklerle okuyun, yapılan tanımlamaların tıpatıp uyduğunu göreceksiniz.

Bengal'in ünlü romancısı Pankaj Mishra Chatterji şöyle yazıyor: "Dünya, Hindistan'da ilk Britanya imparatorluğunu kuranlar kadar zorba… İnsanlar görmemiştir... O günlerde Hindistan'a gelen İngilizler salgın bir hastalığa, başka insanların zenginliğini çalma hastalığına yakalandı. Sözlüklerinden ahlak sözcüğü kalkmıştı." (Asya'nın Batı'ya İsyanı, Alfa y. 1.b. Ekim 2013, s.36)

2000 yıldır yalan, zulüm ve baskı ile başkalarının emeğine el koyarak yaşayanların yaptıklarında çok fazla bir değişiklik yok. Sadece geçen zaman içinde, biriken tecrübe ve gelişen iletişim olanakları sayesinde aynı işi, bugün çok daha gelişmiş ve çok daha ince yöntemlerle yapıyorlar.

19. yüzyılda başta İngiltere olmak üzere bütün sömürgeci devletler, dünyanın her tarafına "uygarlık" götürüyorlardı. Avrupalı "beyaz ırk" dışında kalan diğer halklar geriydi. Kendi başlarına uygar olma yeteneğine sahip değillerdi. Avrupalıların onlara "yardım etmesi" lazımdı!

Yeni Dünyadaki büyük çiftliklerinde çalıştırılmak üzere ihtiyaç duydukları köleciliği meşrulaştırmak için din adamları gereken fetvaları vermekte duraksamadılar. "Siyah adamın ruhu yoktu. Onun için onlara insan muamelesi yapılamazdı."

Avrupalıların isteklerine karşı çıkanlar, 'uygarlaşmak istemeyen vahşilerdi, haydutlardı'.

 

ABD'nin yalanları

Benzer yalanları son yüzyıldır ABD'den duyuyoruz.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD, "Hür Dünya"nın savunucusu idi. Komünistlerin diktatörlüğüne karşı "bütün dünyanın özgürlüğünü savunmak" ABD'nin görevi idi. Beş kıtada bulunan 700'ün üzerindeki askeri üssün görevi buydu.

1990 sonrasında düşman değişti. Uluslararası terörizm ya da "Radikal İslam" yeni baş düşmandı. "Teröristler" sadece belli ülkelerde değil dünyanın her tarafında idi. Boyun eğmeyen devletler "haydut devlet" idi. Bunlar her an komşularına saldırabilirlerdi.

ABD ve müttefikleri 'önleyici darbelerle, uluslararası terörizmi daha başını doğrultmadan ezme hakkına sahiplerdi'.

'Saddam'da kimyasal silahlar vardı'. 'Kaddafi diktatördü'. 'Esat, büyük tehlikeydi'. 'İran, her an nükleer silah sahibi olabilir ve komşuları başta olmak üzere bütün dünyayı ateşe atabilirdi'.

Bütün bunlar, dünyanın enerji kaynakları başta olmak üzere bütün zenginliklerinin Batılı merkezlere akıtılması için. Bu amacı gerçekleştirmek için her durumda ABD'nin duruma göre söyleyeceği bir yalanı var. Jeffrey de Ankara da bu yalanları bolca sıraladı.

Sonuç olarak irili ufaklı onlarca savaş, onlarca askeri darbe, işkenceler, yurtseverler için hapisler ve işkenceler ve bütün dünyada işleyen büyük bir yalan makinesi.

Bütün bunların hepsi emperyalizmin dünyayı yağmalaması için… Ve yalan makinesi bugünlerde Suriye için devrede…

 

Tacitus'tan bugüne ne değişti?

2000 yıl önce, bütün Akdeniz havzasının ve Avrupa'nın büyük bölümünün bütün zenginlikleri Roma'ya akıyordu ve bunun için her şey mûbahtı.

Bugün de bir avuç mali sermayedar ve silah sanayicisinin çıkarı için bütün dünya acı çekti ve hala çekiyor. Bütün zenginlikler 400 yıldır Amerika ve Avrupa'ya aktı. Bu amaçla son 40 yıldır milli devletler parçalanmaya, milli kurumlar tasfiye edilmeye çalışıldı. Bu amaçtan hala vazgeçilmiş değil.

Serbest piyasa adına gümrükler kaldırılmaya, ulusal ekonomiler yok edilmeye çalışıldı, çalışılıyor. Etnik ve dinsel çatışmalar tezgâhlanıyor, darbeler düzenleniyor.

Teknoloji olağanüstü geliştiği için, bütün bu yalan operasyonları şimdi, önemli ölçüde işletişim araçları üzerinden yapılıyor.

Bu anlamda Tacitus'dan bu yana çok az şey değişti: "Bütün insanlığın içinde önce zengin uluslara göz dikiyorlar ve aynı hırsla da yoksul uluslararası yağmalıyor, katlediyor, talan ediyorlar… Bir diyarı harap edip bunun adına 'barış' diyorlar."

Ama değişen bir şey var. Halklar şimdi Roma döneminde olduğu gibi çaresiz değil. Bütün ihtişamına rağmen yalanları, Roma'yı kurtarmaya yetmedi.

Bugün ise dünya milletleri, haklının örgütlü gücüyle yalan imparatorluğunu yıkma yolunda ilerliyor. İkiyüzlü numaraları, yalanları ve zulümleri; ABD'yi de Roma'nın akıbetine uğramaktan kurtaramayacak!

Dokuz yıldır, ABD'nin örgütlediği yıkım savaşına kahramanca direnen Suriye halkı bunu kanıtlıyor.

 
Etiketler: Geçmişten, bugüne, ikiyüzlülük,, yalan, ve, zulüm,
Yorumlar
Diğer Yazılar
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı