301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
26 Ocak 2020 - Pazar 11:38
 
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

24 Ocak gecesi Elazığ Sivrice'de meydana gelen deprem, Türkiye açısından yaklaşan İstanbul depremi öncesinde, ister "İlahi", ister "Doğa"nın deyin, artık kapımızda olan tehlike açısından bir erken uyarı değerindedir. Derhal gereği yapılmalıdır.

Aslında Depremin 6.8 büyüklüğünde gerçekleşmesi, hem Elazığ hem Türkiye açısından bir "şans" olmuştur. Deprem örneğin 0.2 derece daha fazla bir büyüklükte, yani 7 şiddetinde gerçekleşmiş olsaydı, biz şimdi binlerce ölüden bahsediyor olacaktık.

 

10 ay öncesinde yaptığımız uyarı

31 Mart yerel seçimlerinde Vatan Partisi'nden Elazığ Belediye Başkan adayı idim. Yerel Harput tv ile yaptığım söyleşide konu ile ilgili olarak özetle şöyle konuştum:

"Elazığ şehir merkezine 25 kilometre uzaklıktaki Hazar gölünden, birinci derece deprem fay hattı geçmektedir. Eski valilik binasını merkez alarak 700 -800 metre yarıçaplı bir daire çizdiğimizde, içinde kalan alanda yer alan binalar, bundan 60 - 70 yıl önce yapılmış, depreme dayanıklılık ölçütü gözetilmeden inşa edilmiş binalardır. Ayrıca bu alanda sokakların genişliği 6-7 metre kadardır ve 7 şiddetinde bir deprem olduğunda birbirlerinin üzerine yıkılacak binaların altında kalan vatandaşlara ulaşmak bile mümkün olmayacaktır. Yapılacak iş öncelikle sözünü ettiğimiz alanda yer alan bütün binaları tümüyle yıkmak ve yeniden inşa etmektir. Belediye bu yeniden inşanın öncülüğünü yapmalıdır. Ama elbette Hükümet ile işbirliği yaparak. Kâr amacı gütmeden kamu eliyle bir kentsel dönüşümü gerçekleştirmek, Elazığ'da yapılması gereken ilk iş olmalıdır."

Youtube'da hala bulunan video filminin 3. ve 5. dakikaları arasındaki bölümünde konu ile ilgili söylediklerimiz dinlenebilir.

O zaman uyarısını yaptığımız felaket şimdi gerçekleşti. Başta da belirttiğim gibi beklenen depremin 6.8 büyüklüğünde gerçekleşmesi bir şanstır. Türkiye şimdi bu "şansı" değerlendirmek durumundadır.

 

İstanbul depremi

Konunun bütün uzmanları beklenen Marmara depreminin "elinin kulağında" olduğu uyarısını yapıyor. Beklenen depreme karşı gereken hazırlığın yapılmadığı da bir gerçektir.

Yerel seçimlerde benim Elazığ için yaptığım uyarıyı, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak arkadaşım Mustafa İlker Yücel İstanbul depremi dolayısıyla yaptı. Kamuoyuna açıkladığı "Kırmızı İstanbul" projesi ile acilen alınması gereken tedbirleri tek tek sıraladı.

Deyim yerindeyse Hükümet, bu depreme karşı hazırlığı, önünde bulunan en önemli işler listesine koymalı ve derhal harekete geçmelidir. İstanbul gibi yakın çevresiyle birlikte nüfusu 20 milyona dayanmış olan bir kentte, devletin bütün olanakları seferber edilmeden gereken hazırlığın yapılamayacağı açıktır.

Zaman dardır ve Türkiye'nin kaynakları sınırlıdır. Durum böyle iken, o sınırlı kaynakları, "Kanal İstanbul" gibi hiç de zorunlu olmayan hatta çok sayıda uzmanın değerlendirmesine göre ekonomik açıdan olsun, Türkiye'nin Montrö Anlaşması ile sağlanan güvenliği bakımından olsun, artık altından kalkılamayacak bir noktaya gelmiş şehirleşme sorunundan olsun veKaradeniz ile Marmara denizinin su dengesi açısından olsun; fayda değil zarar getireceği açıktır.

 

İki ihtimal

Bütün bunların hepsini bir kenara bırakalım:

İktidar kendisine şu soruyu sormalıdır: Muhtemel bir İstanbul depreminde gereken önlemlerin alınmadığı durumda yitireceğimiz 10 binlerce vatandaşın hayatından daha değerli hangi yatırım olabilir?

Hangisi daha önemlidir ve bir iktidara daha fazla prestij kazandırabilir?

Kanal İstanbul'u tamamlamış ama muhtemel bir depremde yıkılmış ve onbinlerce yurttaşını kaybetmiş bir İstanbul tablosu mu;

Yoksa Kanal İstanbul'u yapmamış ama beklenen deprem gerçekleşmesine rağmen yıkılmamış, şimdi Japonya'da sık sık tanık olduğumuz gibi 7 şiddetinin üzerindeki bir depremde bile hiçbir vatandaşının burnunun kanamadığı bir İstanbul manzarası mı?

Hiç kimsenin şüphesi olmasın; İkinci ihtimalin gerçekleşmesi durumu, bir İktidar için hiçbir başka yatırımla kıyaslanamayacak kadar büyük bir prestij nedeni olacaktır.

Birinci ihtimalin gerçekleşmesi durumunda ise o şehir yıkıntılarının altında sadece İstanbullular kalmış olmayacak, o duruma yol açan iktidarın kendisi de kalacaktır.

Elazığ depreminden alınması gereken en büyük ders budur.

 
Etiketler: Elazığ, Depremi'nin, en, büyük, dersi,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı