Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
04 Haziran 2020 - Perşembe 21:59
 
Ekmeğini Ateşten Çıkaranlar
Ümran Öztürk
 
 

Enerjimizin yükseldiği, yaşama daha sevecen, daha coşkulu baktığımız şu bahar aylarını tadında yaşayamadan geride bıraktık ne yazık ki… Umarım yaz aylarında bunun hıncını doyasıya çıkartırız. Baharların en belirgin eğlencesi ve dinlencesi olan piknikleri çok severiz. Mangalda pişen etin, sebzenin kokusu yemeden doyurur insanı. Mangal başında sohbetle yenen yemeklerin ardından son bir kez ateşi karıştırıp cezvelerin ateşe sürülerek ağır ağır pişmesi ile etrafa yayılan kahve kokusu güzel geçen günün taçlandırılması gibidir. Mangalsız piknik olmaz, odun kömürü olmadan da mangal yanmaz. Peki bu odun kömürünün bizlere ulaşmasında kaç kişinin emeği, alın teri vardır, bilir misiniz? Kimler yapar bu işi? Bize ulaşana dek kaç zorlu aşamadan geçer? Yemek kültürümüzün görünmez işçileri, bu işi meslek edinen, ekmeğini ateşten çıkaran torluk işçilerinin yaşamlarına dokunalım istedik bu hafta.

İlkbaharın gelmesiyle ekmek parası kazanmak için göçmeye hazırlanan göçmen kuşları gibidirler onlar.

Yaşamın kıyısından, kenarından yürüyen ve bu nedenle hep yarım, hep eksik yaşayan, ekmeğini ateşten kazanan torluk işçileridir.

Nisan ayından itibaren kırsaldan gelerek dağların eteklerine kurdukları çadırlarda ekmeğinin derdine düşen, çetin bir yaşam mücadelesi veren torluk işçileriyle ailelerinin en büyük yükü kadınların ve geleceğe dair hiçbir hayali olmayan çocuklarındır. 

Kıyasıya bir yaşam mücadelesi vererek ailece gittikleri yerlerde kadın -erkek, çoluk -çocuk demeden çalışır, genellikle de ev yerine suyun, elektriğin hiçbir iletişim aracının bulunmadığı derme çatma ilkel çadırlarda kalırlar. Haliyle de bu nedenle birçok ağır problemle karşılaşırlar.

 Özellikle kişisel ve çevre temizliği, öğrenim çağındaki çocukların okula devamsızlıkları, sağlık kültür ve sosyalleşme sorunu, çocuk işçilerin mevcut durumu, bebeklerin aşı sorunu, kayıt dışı istihdam, sağlıksız ortamlarda yaşayan, kömür tozları ve dumana en çok maruz kalanlar kronik rahatsızlığı olan aile üyelerinden yaşlılar ve de çocuklar teşkil etmektedir. Onların beslenmelerinden temizliklerine kadar yakından ilgilenen,  tüm işleri çekip çevirenler ise kadınlardır.

Henüz doğa uyanmamışken onlar güneşten önce uyanırlar. Ocağı yakar, çayı demler, sofrayı kurar, ev halkı kahvaltıdayken öğlen yemeğini yaparlar. Hep birlikte ormana gider, ağaç keser, araçlara yükler,  torluk dedikleri geçici yaşam alanlarına dönerlerse de gün daha bitmemiştir. Bu kez de akşam yemeği telaşı başlar. Ocağı yakar, yemeği yapar, bulaşığını derede, çocuklarını ve çamaşırını leğende yıkayarak günü yorgun bir şekilde noktalarlar. 

Torluk işçileri odun, mangal kömürü ocaklarında çalışanların genel adıdır.En meşakkatli işlerden biridir torluk işçiliği. Nisan ayından itibaren kırsal alanlardan gelerek dağların eteklerine kurdukları çadırlarda ekmeğinin derdine düşen bir bakıma göçebe şekilde yaşayan aileler çetin bir yaşam mücadelesi verirler.  Mesaileri ise ailece gün doğmadan başlar.

 Orman Bölge İşletme Müdürlüğü bünyesindeki işçiler olarak görünen ve onların denetimi altında çalışan bu işçiler fidan budama bakımını, korumasını yapmak şartıyla orman işletmenin belirlediği bölgelerden çürük, işe yaramayan ağaçları keserek elde ettikleri odunları traktörlere yükleyerek yakın yerlere getirip burada odun kömür ocakları kurarlar. Odun edinme aşamasında ise kullandıkları kesici aletlerden dolayı sık sık kaza geçirirler. İşte böyle bir kaza veya hastalık anında bu işle hayatını idame ettiren işçiler ve aileleri sosyal güvencesinden yoksun olduklarından tedavi olamazlar.  Maddi olanakları kısmen yerinde olanlar ise sağlık kurumlarına başvurarak ayakta tedavi olarak tekrar işlerinin başına dönerler. 

Tüm ailenin sekiz ay boyunca ortak işi olan torluk işçiliği her anlamda zor, büyük emek ve özveri  isteyen bir iştir. Gider çoktur ve parası sadece karın doyurur. Zira büyük meşakkatle yapılan bu işin kaymağını her üretimde olduğu gibi bunda da pazara hakim aracılar yiyor. Baba mesleği olarak bu güne kadar süregelen torluk işçiliği sanıyorum ki bu kuşaktan sonra kalmayacak.

     Torluk işçiliği büyük bir özen ister, yapılan küçük bir yanlış, ihmalkarlık tüm emeğinizi alıp götürür. sekiz ay boyunca sabırla her türlü imkandan yoksunlukla çalışılması gereken bir iştir Torluk işçiliği. Kazaların, sakatlanmanın her aşamada başa geleceği muhtemel olan bu meslekte en ölümcülü ocağı ateşledikten sonra başlıyor. O yüzden dikkat isteyen, ustalık isteyen bir meslektir torluk işçiliği. Kesiminden budanmasına, istiften kuyu açılmasına, yakılmasına ve mangal kömürü haline gelmesine kadar, zahmetli ve uzun bir öyküsü vardır mangal kömürünün

Hangi odunun nereye konacağı çok önemlidir. Bu yüzden odunlar ince ve kalın olarak ayrı ayrı istif edilerek kuyu hazırlanır. Kalın tomrukları arasına önceden kesilen budanan ağaçlar tıpkı bir kubbeyi andırır biçimde istif edilir. Bu istif yapılırken en alt tabandan ateşleme için bir pencere açık bırakılır. Kubbenin en üstüne bir odun, en tepeye de ormandan getirilen gazeller konur. Ocak, çelik dedikleri kısa kıyılmış odunlarla çepeçevre sarılır. Daha sonraki aşamada samanla, samanın üzeri de hava almaması için toprakla kaplanır. Bu aşama çok önemlidir, rüzgarın kuyuya girmemsi için azami çaba gösterilir,  aksi takdirde elde edilen odunlar kalitesiz ve hafif olur. Hava alması durumunda tüm odunlar yanıp kül olur.

Son aşama olarak kuyuyu kapatıp ateşleme işlemine geçilir. Ateşleme tabanda açık bırakılan pencereden yapılır. İki saatten sonra tepeden delme işlemi yapılarak odunların yanması sağlanır.

Ateşleme işleminden sonra bir ay boyunca yirmi dört saat kontrollü şekilde ve başında nöbet tutulur. Zira zaman zaman gaz sıkışması sonucu patlamalar meydana gelebilmektedir.

 Yanma işinden sonra soğutma çalışması yaparlar. Bu çalışmadan sonra özenle belli bir sıra izlenir oldukça meşakkatle elde edilen odun kömürleri toplanıp çuvallanarak satış için kamyonlara yüklenir.  Burada işi biten işçiler gelecek yılın planlarını yapmak üzere kendilerine yeni yurtlar ararlar.

Kıbrıs’ta 'gamini' olarak da bilinen odun kömürü ocaklarının tümünün, çevreye olumsuz etkilerinden dolayı Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmıştır. Ormanların azalmasıyla bu fırınlar işlerliğini yitirmeye başlamıştır.  Sağlıksız bir ortamda geçen yaşamlar ve çevreye olumsuz etkilerine rağmen küçük bir kesimin ekmek kapısı iken ülkemizde mangal ve ocak başı kültürü restoran tipi olmaktan öte en çok rağbet gören bir yemek kültürüdür. Bu kültüre hizmet edenler ise torluk işçileridir.

 
Etiketler: Ekmeğini, Ateşten, Çıkaranlar,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kimlikli Şehirler ve Akıllı Kentler
60’lardan Günümüze Moda Yolculuğu
MUHTEŞEM YÜZYIL DİZİSİNİN ŞEKER AĞASI; “Büyük bir şaşkınlık halindeyiz…”
Coronovirüsle Sınavımız
Uçurtman Seni Anlatıyor
Değişen Kent Kimliği
Kadınların koronavirüsle mücadelesi
2 Nisan ve bitmeyen hüznün diyarı Van
İğde Çiçeklerindeki Umut
İlk Çiçeğimi Yılmaz Güney’den Aldım
O Bir Çınardı
ALZHEİMER YALNIZLIĞI SEVER
Göç yolları gizli bir ahtır
Bir Masal Köyü, Bir Fikir Atölyesidir Adatepe
Tarihi Çarşılar ve Sahaflar
Yüreğimiz Bahçesaraylı Oldu
Depremle sınavımız
Edebiyatımızda Satranç Üzerine Yazılan İlk Hikaye
Annemin Reyhan Kokardı Elleri
Ruha Şiirle Dokunan Kadın
Yılbaşı öyküleri
Tek Yol Sevgi
Uslubundur seni ele veren
Sizin Mahalleniz, Sizin Sokağınız
Fısıldayacak rüzgâr Ayvalık'tan Van'a
Geçmişi Kendi Zaman Dilimine Taşıyan Ada; Cunda
Gaz Lambası Işığında Konser
Cumhuriyet Kadınlarına Selam Olsun
Babaannemin şefkatle yaktığı kına
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı