Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
06 Ocak 2019 - Pazar 14:25
 
Dış politikamızın yumuşak karnı
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

Suriye'deki PKK varlığına karşı birkaç gün içinde askeri harekâta başlanacağı açıklanmıştı. Türkiye'nin teröre karşı mücadelede kararlılık göstermesi, ABD'ye geri adım atmaktan başka yol bırakmadı ve Trump, en kısa sürede askerlerini Suriye'den çekeceklerini açıkladı.

Tayyip Erdoğan, bunun üzerine hemen yapılması düşünülen askeri harekâtı, bir müddet ertelediklerini söyledi.

Bu arada ABD cephesinde yeni gelişmeler yaşandı. Önce, Cumhuriyetçi Parti Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham; "Türkiye'ye, Suriye'de istediği tampon bölgeyi vereceğiz." dedi. Ardından Trump'tan, 'Suriye'den asker çekmenin zamana yayılabileceği' açıklaması geldi.

 

Bütün bu gelişmeleri nasıl açıklamak gerekiyor?

Veya en doğrusu, soruyu şu şekilde sormaktır: ABD, Türkiye'nin en hayati sorununda bu kadar kısa süre içinde birbirinin tamamen farklı politikaları neye dayanarak dillendirebilmektedir?

Esad ile el sıkışmamanın bedeli

ABD'ye bu olanağı sağlayan AKP iktidarının, Esad yönetimine karşı hala ısrarla sürdürmeye devam ettiği "tanımama" politikasıdır.

Yaşanan bunca gelişmeden sonra bile AKP iktidarı Suriye'de, Esad'sız bir çözümün olabileceğini hala düşünebiliyor.

Örneğin Tayyip Erdoğan, son yurtdışı gezisi dönüşü uçakta gazetecilere; 'Şam'da birilerinin iktidarda kalma hesapları yaptığını" söyleyebiliyor' ve 'Bazıları Esad'ı iktidarda tutma hesapları yapıyor' diyerek İran ve Rusya'yı hedef alabiliyor.

Suriye'de PKK varlığının bu kadar uzun sürmesi, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt varlığı, oradaki Arap ve diğer etnik kökenli Suriyelilerden çok daha az olmasına rağmen, PKK'nın ABD desteği ile bu kadar geniş alanı kontrol etmesi; AKP iktidarının Esat yönetimi ile birlikte hareket etmemesinin sonucudur.

Şam ile el sıkışmamada inat, AKP iktidarının deyim yerindeyse dış politikadaki yumuşak karnıdır. ABD emperyalizmi ve İsrail, bu "yumuşak karın"a çalışarak Suriye'de uğradığı bozgunu erteleme çabası içine girmişlerdir.

 

Esad, Vatan savaşını kazandı

Oysa görülmesi gereken ve Türkiye'nin de çıkarları için unutulmaması gereken gerçek şudur:

Esad, ABD emperyalizminin, dünyanın 84 ülkesinden 80 bin teröristi Türkiye, Ürdün ve Lübnan üzerinden ülkesine yığarak başlattığı saldırıya direnmiş, tam sekiz yıl boyunca kahramanca vatanını savunmuş ve şimdi artık bu savaşı kazanmış durumdadır.

Bu gerçek artık bütün dünya tarafından kabul edilmektedir.

Son olarak Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi devletlerin bile temsilciliklerini açmak için harekete geçmeleri, İngiltere'nin yıllardır kapalı olan Şam'daki Büyükelçilik binasında tadilata başlaması; Suriye'nin yıllardan sonra yeniden Arap Birliği'ne davet edilmesi, kazanılan zafer'e ilişkin son haberlerdir.

 

İran ve Rusya neden Esad'ı destekledi?

Öte yandan gene hatırdan çıkarılmaması gereken bir başka gerçek şudur.

İran ve Rusya, aynen Türkiye gibi ABD'nin hedef aldığı ülkelerdir. Bu iki büyük ülke, Suriye sahasında yürütülen savaşı, kendi bekalarına yönelen büyük bir tehdit olarak gördüler. Eğer Suriye düşseydi sıra kendilerine gelecekti.

Onun için Suriye'nin Esat önderliğinde emperyalist terör saldırısına direnmesini kendileri açısından önemli gördüler. İran başından beri, Rusya ise 2014'ten itibaren Suriye savaşına aktif olarak dahil oldular.

Önemli nokta şudur: Suriye devleti ve halkı ortaya koyduğu destansı direniş ile bu ülkelere, eğer kendilerine de yönelen tehdide karşı koyacaklarsa, bunun tek yolunun kendisinin yanında durmak olduğunu göstermiştir.

 

Türkiye'nin durumu

Arkada kalan yıllarda yaşanan gelişmeler Türkiye'nin; Rusya ve İran'dan daha fazla ABD'nin hedefi olduğunu gösterdi.

Hendek savaşları Rusya veya İran'da değil, Türkiye'de yaşandı. 15 Temmuz FETÖ darbesi Türkiye'de gerçekleşti. Son ekonomik kriz boyutunda bir kriz, ne Rusya'da ne de İran'da var.

Bütün bu olayların ardında ABD'nin olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Türkiye,  bu saldırılara bugüne kadar başarıyla karşı koyabildi. Bu başarıda, Suriye devletinin direnmesinin yarattığı elverişli koşulların da önemli bir payının olduğunu unutmamak gerekir.

Onun için Suriye mevzisindeki direniş, İran ve Rusya'dan daha çok Türkiye'ye yaramıştır diyebiliriz.

Bütün bu gelişmelerin doğal sonucu, Türkiye'nin vakit geçirmeden Suriye devleti ile işbirliği yapması, Ankara'nın Şam ile el sıkışmasıdır.

Ama AKP iktidarı ise, Esat yönetimi ile doğrudan ilişkiye hala girmemekte inat etmektedir.

 

Yumuşak karın ve yapılması gereken

Suriye ile anlaşmayan Türkiye'nin, İran ve Rusya ile yaptığı işbirliği yarım bir işbirliğidir. Türkiye bu durumda İran ve Rusya'ya da tam güven vermemektedir.

AKP iktidarının Esat takıntısının Türkiye'ye hiçbir faydası yok ama bu durumun ABD ve İsrail'e hiç beklemedikleri olanaklar ve fırsatlar sunduğu son derece açıktır.

ABD cephesinden duyulan farklı sesleri mümkün kılan Türkiye'nin Suriye politikasındaki bu belirsizliktir.

Bu belirsizlikler, Türkiye'nin ödeyeceği bedeli büyütür ama Türkiye'yi içine girdiği süreçten geri çeviremez.

Veya şöyle de söyleyebiliriz: AKP iktidarının yalpalamaları ve güven vermeyen politikaları, Türkiye'yi komşularıyla girdiği işbirliği yolundan döndüremez. ABD'nin tampon Bölge havucuyla Türkiye'yi yolundan alıkoyması mümkün değildir.

Türkiye, AKP ile ya da AKP'siz; önünde sonunda Şam başta olmak üzere Bölge ülkeleri ile her alanda güçbirliğini daha da ileri götürerek, ABD'yi Batı Asya'nın dışına sürecektir.

 
Etiketler: Dış, politikamızın, yumuşak, karnı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı