Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
26 Nisan 2019 - Cuma 16:15
 
Dini siyasete alet etme yarışı
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

1950’li yıllar… Türkiye çok partili hayata yeni geçmiş… Demokrat Parti seçim kampanyalarında kitlelerin dinsel inancını - elbette bugünkü durumla kıyaslayamayız – seçim malzemesi olarak kullanmaya başlamış… Dinin siyasete alet edildiğini gören ve bu durumun aleyhlerine bir durum yarattığını düşünen bir kısım CHP yöneticileri Genel Başkan İsmet İnönü’ye; “Efendim, siz de konuşmanızda bir sefer ‘Allah’ derseniz iyi olur. Çünkü rakiplerimiz bizim dinsiz olduğumuz propagandasını da yapıyorlar.”

İnönü benzer yöndeki telkinleri o güne kadar hep reddetmiştir ve laik Cumhuriyete zarar verecek politikalardan kaçınmak gerektiğini anlatmıştır hep. Ama en sonunda bu konuda ısrarla önüne getirilen talepler üzerine bir gün “tamam” der “dediğinizi yapacağım”;

Ve sonrasında yaptıkları bir mitingde konuşmasını bitirdikten sonra toplanan kitleye el sallayarak “Allahaısmarladık” der, sonra da platformda, arkada kendisine eşlik eden Parti yöneticilerine dönerek “Oldu mu?” diye sorar…

Bu anekdot, Cumhuriyet kurucularının dini siyasete alet etme konusundaki hassasiyetlerini gösteren güzel bir örnektir.

 

İmamoğlu’nun performansı

Şimdi artık bu hassasiyetler kalmadı. İktidar Partisi, dini siyasete alet etmede sınır tanımıyor. İhtiyacın çok çok üzerinde açılan İmam Hatip Okullarının “arka bahçe” olarak kullanılması, Diyanet İşleri Başkanlığı ile cemaat ve tarikatlara, genel olarak “dini” alana, Türkiye’nin Milli Eğitiminden daha fazla kaynak aktarılması, “hayatını dinden kazanan” milyonların varlığı, Cumhurbaşkanı’nın zaman zaman cami hocası gibi çeşitli mekanlarda Arapça Kur’an okuması, vaaz vermesi vb. bütün bunlar artık vakayı adiyeden olaylar haline gelmiştir.

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dini siyasete alet etmede Tayyip Erdoğan’lardan geri kalmamakta kararlı görünüyor. Seçim kampanyası döneminde Eyüp Sultan Camii’nde kameralar önünde Yasin okumuştu.

21 Nisan günü Maltepe meydanında düzenlediği “İstanbul’a Yeni Bir Başlangıç Mitingi”nde ise olayı bir adım daha ileri taşıdı. İmamoğlu konuşmaya başlamadan önce kürsüye bir Hoca çıktı. Tam 10 dakika süren bir açılış duası, alanda toplanan onbinlerin “amin” nidaları eşliğinde naklen yayınla bütün Türkiye’ye dinletildi.

İmamoğlu, bir siyasi mücadele malzemesi olarak dini AKP’ye bırakmamak niyetiyle mi yoksa gerçekten inandığı için mi böyle hareket ediyor, tartışmalıdır.

Ama tartışma konusu olmayan konu şudur: Dini siyasi mücadele aracı yapan Parti’nin Atatürk’le bir ilgisi yoktur.

 

Atatürk’ün tavrı

Mustafa Kemal Paşa, Büyük zafer sonrası Ankara’ya gelir ve çoşkulu bir kitle tarafından karşılanır. Ardından Meclise gider. Meclis binasının girişinde bir Hoca kendisini durdurarak dua okumak ister. Atatürk Hocaya müdahale eder ve “Burası dua okuma yeri değil” diyerek yürür ve içeri girer.

Atatürk ve diğer Cumhuriyet kurucuları bu konuda son derece hassas davrandılar. Çünkü onlar, Şeriat kurallarının geçerli olduğu Osmanlı toplumunda, dini siyasete alet etmenin ne anlama geldiğini ve sonuçlarını yaşayarak görmüşlerdi.

Nitekim Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ne Atatürk’ün ne de diğer Cumhuriyet kurucularının söylemlerinde ve eylemlerinde dinsel hiçbir vurgu yoktur. Çünkü kurdukları Cumhuriyet, “Laik-demokratik bir Cumhuriyetti” ve laik devlet, yurttaşlarının dini inancı konusunda herhangi beyanda bulunamazdı.

Çünkü laiklik demek, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması demektir. Laiklik aynı zamanda din ve vicdan özgürlüğüdür. Yurttaşlar herhangi bir dine inanma veya inanmama özgürlüğüne sahiptir. Laik bir devlette yurttaşlar dinsel inançlarını açıklamaya zorlanamaz, belli bir inancın gereklerini yerine getirmeye veya getirememeye mecbur bırakılamaz.

Ama kamuda yetkili makamlarda bulunan şahıslar, ellerinde bulundurdukları kamu gücünü kullanarak belli bir inancın gerekleri doğrultusunda hareket ettikleri zaman, yurttaşların din ve vicdan özgürlüğünü hiçe saymış olurlar.

Örneğin İmamoğlu o gün Maltepe’deki onbinlerce insana, İslamiyet’in belli bir anlayışına uygun duayı Hocaya okuttu ve “amin” dedirterek bütün kitleye de onaylattı. Bu belli bir dinsel inancı, benimsesin ya da benimsemesin veya değişik din ve mezhebi inançları olan insanlara emrivakiyle onaylatmaktan başka bir anlama gelmez.

 

Dini siyasete malzeme yapmanın sonu

Dinin siyasete alet etmenin sonu yoktur. Bütün İslam ülkelerinin son yarım yüzyıllık tarihi istisnasız, ya gelişen dinciliği kontrol etmek ya da dincilikten yararlanmak isteyen yöneticilerin verdiği tavizlerin tarihidir.

Ama hiçbir ülkede verilen tavizler dinciliği durdurmamış, tam tersine verilen her tavizin ardından dincilik biraz daha gelişmiştir. Bu gelişmenin en son vardığı nokta, El Kaide, IŞİD, El Nursa, FIS, Boko Haram, Es Şebap türünden şiddeti esas mücadele biçimi olarak uygulayan terör örgütlerinin bütün İslam coğrafyasını kaplaması olmuştur.

Onlarca İslam ülkesinin son 40 yıl içinde yaşadığı pratik, kitleleri kontrol etmek için dinden yararlandıklarını düşünenlerin bu yönde attıkları her adımın dönüp kendilerini vurduğunu göstermiştir.

Bu gerçek AKP için de, AKP’ye karşı ancak bu şekilde mücadele edersem başarılı olabilirim diyen muhalefet içinde geçerlidir.

 
Etiketler: Dini, siyasete, alet, etme, yarışı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı