Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

SANA YÜKLEDİĞİM ANLAM
VAN DENİZİ
VAN'LI
Van dostu Yavuz Donat
KİLİM
Yazı Detayı
31 Aralık 2018 - Pazartesi 16:35
 
Çağdaş gulyabaniler
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

İlkokul ya da ortaokul öğrencisiydim.  Henüz siyah beyaz televizyon bile yoktu. Hafta içi, TRT radyosunda, akşamları saat 21.15'te Arkası Yarın, Pazar sabahları da Radyo Tiyatrosu yayınlanırdı.

Arkası Yarın'ların biri de Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın aynı adlı romanından radyoya uyarlanan Gulyabani'ydi.

Çocuktuk. Bugünkü çocuklar, gençler gibi ellerimizde akıllı telefon adlı birleşik cihazlar yoktu. Basit şeylerle oynar, birbirimize takılır, birbirimizi korkutmaktan keyif alırdık. Hortlaklardan, cinlerden konuşur, gece yatağa girdikten sonra  "GaramanGozaaan, pencereden uzaaaan, al filanca kişiyi (isim zikrederdik) götür özan,"sözleriyle aynı odada yattığımız ve genellikle bizden küçük olan kardeşimizin ödünü koparmayı marifet zannederdik.

Tam o dönemimizde, konusuna uygunses efektleriyle güçlendirilmiş, konusu cinler, periler, hayaletler, hortlaklar olan bu programın yayın saatinin gelmesini iple çekerdik. 

Kış geceleri uzun olduğu için erkenden uyku bastırırdı ve gözlerimizi kırpıştıra kırpıştıra, biraz da korka korka beklerdik; kimi geceler de program bitmeden uykuya dalardık.

Gulyabani dışında adı aklımda kalmış, bende iz bırakmış iki Arkası Yarın programının biri OliverTwist öteki de yine Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanından uyarlanmış olan ve yine korku ve heyecanla dinlediğimiz "Mezarından Kalkan Şehit" ti.

Önceki gün kitaplarımın arasında epeyi zamandır duran Gulyabani kitabını o günleri de anımsayarak şöyle bir bakayım diye çıkardım. Giriş kısmında yazarı tanıtan güzel bir yazı vardı, okudum. Kitabın konusu,bir hanım okurun ricası üzerine seçilmişti, o hanımın mektubunu ve yazarın yanıtını da okudum. Sonra da kendimi romanın sayfaları arasında buldum.

Roman o günün İstanbul'unun dışında, kırsalda, adı hayaletliye çıkmış eski bir çiftlikte yaşananları konu ediniyordu. Kitap boyunca bir çiftliğin duvarları arkasında kaybolmuş roman kahramanı dört kadının çeşitli ses, hareket ve görüntülerle kendilerini gösteren sözde cinlere, perilere,  gulyabani'ye yürekten inanarak ve onlardan ödleri patlayarak sürdürdükleri sıra dışı yaşam anlatılıyordu. Kadınların, sayılan varlıkların gazabına uğramamak için uydurduklarıdualarla, koruyucu söz ve araçlarla kurmuş oldukları yapay dünya, yazara has, sade üslupla özenle yazıya dökülmüştü.

Kitabın giriş kısmında yazarın romancılığı anlatılırken  "Hüseyin Rahmi, üstadı Ahmet Mithat Efendi gibi hem okurlarını bilinçlendirmeye, çağdaşlaştırmaya, boş inançlardan, çağdışılıklardan kurtarmaya, bunu yaparken eğlendirmeye, okura hoşça vakit geçirtmeye çalışır,"şeklinde bir ifadeye yer verilmişti. Bu sözler sanki özellikle Gulyabani için söylenmiş gibiydi. Yazar yaşadığı dönemde toplumda ciddi karşılığı olan kimi boş inançları eleştirirken hem öğretiyor, hem de duruma göre güldürüyordu.

Kitabı okurken DEAŞ, FETÖ ve bunlara benzer başka örgütler geldi aklıma.

Sonuç itibariyle o yapılara katılanlar da, Gulyabani romanındaki Yedi Çobanlar Çiftliği'nde yaşayan dört kadın gibi birilerinin oyunlarına gelmiyorlar mıydı? Onlar, kimi yapay etkilerle, yapay olarak oluşturulmuş korku ve vehimlerle gerçek dışı beklentilerle aslında tam tanımadıkları insanlar tarafından bilinen dünyadan kopartılıp, kimi üstü kapalı, gizli amaçlar için ustaca yönlendirilip kullanılmıyorlar mıydı?Bizim anlamakta güçlük çektiğimiz araçlarla, yem niyetine kullanılan dualarla bir yerlere giderken gerçekle yalanı birbirine karıştırmıyorlar mıydı?

Ne yazık ki, içinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda hızla ve kolaylıkla ulaşılabilen bilgiye rağmen dünyanın her yerinde görülebilen bu sinsi yapılar insandaki eksikliklerden yararlanarak varlıklarını sürdürüyorlar.

Bilgisayar oyunları yoluyla henüz çocukluk çağlarını süren gençlerimizin uzaktan verilen komutlarla intihara sürüklenebiliyor olmaları da bir yönüyle, bu anlamda dikkate alınması gereken bir başka konudur.

Gulyabani,o romanının yazıldığı dönemle karşılaştırıldığında bilimin aydınlığının kat be kat artmış olduğu bugün de, isim ve kılık değiştirmiş olarak ortalıkta dolaşmaktadır; DEAŞ, Boko Haram, FETÖ ve benzeri örneklerde olduğu gibi duruma göre bilimi de, zeki çocukları da emeline alet edebilmektedir.

Dünyayı mutlu ve birlikte yaşanabilir bir yer yapmayı hayal eden, aklı ve vicdanı hür bireyler olarak her inançtan, her ten renginden ve kökenden insana düşen şey bu gulyabanileri de, arkalarındaki güçleri de çeşitli araçlarla gözlerimizi perdelemeye çalışmalarına rağmen görmek, iyi tanımak; gördüğümüz her yerde etiketlemek, teşhir etmek ve mümkünse etki alanlarını daraltmak olmalıdır.

Bugün artık her an, sayısız iletişim aracından her konuda ve çok miktarda bilgi sürekli akıp durmaktadır. Gizli, saklı çok az şey kalmıştır. 

Yapmaya çalışanlar da, yıkmaya çalışanlar da, gulyabaniler de, onları ortalığa saçıp dünyayı yaşanmaz kılanlar da merak eden ve biraz akılcı düşünebilen hemen herkes tarafından bilinmektedir.

Birileri dünyanın imparatorluğunu elde etmeye çalışırken şimdilik kendinden uzak coğrafyalarda yangınlara, tsunamilere, göç dalgalarına ve sefaletlere neden olmaktadır.

Not:

Gulyabani: isim Karanlık ve ıssız yerlerde, insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet (TDK sözlüğü)

 
Etiketler: Çağdaş, gulyabaniler,
Yorumlar
Diğer Yazılar
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı