Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
02 Eylül 2019 - Pazartesi 14:19
 
Büyük Millet Olmak!
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale Savaşı'nın 19. yıldönümünde, 1934 yılında, bugün Gelibolu'da Anzak koyundaki kitabede yazılı olan şu tarihi önemdeki sözleri söyler:

"Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

Mustafa Kemal'in haklarında bu kadar olumlu ifadeler kullandığı Anzaklar, Osmanlı ülkesini işgal etmek, sömürgeleştirmek isteyen İngiliz emperyalizminin Anadolu'ya sürdüğü Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerdir. Türklerin bu emperyalist saldırıya karşı, vatanlarını savunurken yitirdiği insan sayısı 2 milyon kadardır. Mustafa Kemal 1911 yılından itibaren bu savaşın hep ön cephesinde olmuştur. Yani Çanakkale'de olduğu gibi bütün yaşanan o acıların doğrudan tanığıdır.

Mustafa Kemal'in sözlerine bu gerçekler ışığında baktığımızda söyleyeceklerimiz şunlardır:

 

Büyük milletin sınandığı alan: Savaş meydanı

Birincisi, savaşta bile düşmana saygı göstermek, insani değerleri kaybetmemek, "büyük millet" olmanın önemli bir emaresidir. Bugün, Kabatepe-Conkbayırı yolunda bulunan yaralı Anzak askerini kucağında taşıyan Mehmetçik anıt heykeli, bu anlayışın güzel bir örneğidir.

İkinci olarak savaş bittikten sonra, gerek Türkiye'de, gerekse Türkiye'ye saldıran ülkelerde, yeni bir gelecek için çabaların gösterildiği yıllarda, Büyük Devrimci Atatürk, o en büyük olumsuzluğun içinden bile yeni geleceğin inşasında olumlu olabilecek yanlar bulmaya kafa yormuştur, bulmuştur, söylemiştir.

Üçüncü olarak bu sözlerde, Türk milletinin "misafir"e, tanrısal bir nitelik atfederek ağırlayan o güzel geleneğini görüyoruz. Çok uzaklardan hangi amaçla gelirse gelsin, can verip Türk topraklarında defnedilenler artık evimizdedirler, "koynumuzda" yatmaktadırlar, kendi Mehmetçiklerimiz gibi… Orada koyun koyuna yatarken aynı zamanda bizim evlatlarımız gibi olmuşlardır. Baş köşede yer verdiğimiz "tanrı misafiridirler." Ama artık gitme şansları olmadığı için "ev halkından" olmuşlardır.

İşte bütün bu tavırları gösterebilmek, bir milleti "büyük millet" yapar.

 

Ermenistan'daki heykel

Geçtiğimiz hafta, Ermenistan'da, Soğomon Telliyran'ın ayağının altında Talat Paşa'nın kafasının olduğunu gösteren heykeli dikildi. Telliyran, Talat Paşa'ya suikast yapan kişidir. Burada Anzak askerlerine karşı Mustafa Kemal'in ve Türk Milletinin tavrının ne olduğunu anlattığımız anlayışın tam tersi bir durumla karşılaşıyoruz.

Birinci Dünya Savaşı'nda Taşnaksutyun gibi Ermeni örgütleri Çarlık Rusyası, İngiltere ve Fransa ile işbirliği yaparak Osmanlı devletini arkadan vurdular. Osmanlı devleti daha sonra Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ohannes Kaçaznuni'nin de söylediği üzere "bu durumda yapılması gerekeni yaptı." Cephe gerisini sağlamlaştırmak için Ermeni nüfusu, o gün için kendisi açısından tehlike arzetmeyen Suriye'ye tehcir etti. Talat Paşa, o günün Osmanlı idaresinde en yetkili konumda bulunuyordu.

Elbette tehcir sırasında büyük acılar yaşandı. Osmanlı güvenlik kuvvetleri tehcirin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için çalıştılar. Görevlerini ihmal edenler - idam dahil - en ağır şekilde cezalandırıldılar. Savaş sonrasında İngilizlerin Malta'da kurduğu mahkeme bile, İttihatçıların bu konuda bir suçunun olmadığına hükmetti.

Bu durumda Ermenistan yönetiminin diktiği heykelle sergilediği tavır üzerine şunlar söylenebilir: Ermeni örgütleri, 100 yıl önce tam 800 yıldır aralarında hiçbir sorun olmadan barış içinde yaşadığı Türkleri, emperyalistlerle işbirliği yapıp arkadan vurmaya kalkarak sonuçta, kendi halklarının yaşadığı felaketin baş sorumluları oldular.

Günümüzün Ermenistan yönetimi de aynı yoldan gitmektedir. Bölgemizde şimdi işbirliği yolunda önemli adımlar atılıyor. Soçi mutabakatı, sadece Bölge açısından değil, dünyadaki gelişmeler açısından da çok önemli bir adımdır.

İşte bu koşullarda, Türk tarihinde önemli şahsiyet olan Talat Paşa'nın kesik başını bir katilin ayakları altında gösteren heykel, 100 yıl önceki Taşnak kafasının aynen devam ettirildiğini gösteriyor. Bölgenin bütün milletleri emperyalizme karşı bir araya gelirken, Ermenistan'ı yönetenler bu birliğin karşısında ABD'nin emrinde mevziye giriyorlar.

Bu yaklaşımın Ermeni halkının çıkarlarıyla bir ilgisi yoktur. Emperyalistlerle işbirliği yaparak komşusunu arkadan vurma tavrını olumlayan anlayış geçmişte felaket getirdi, ısrar edilirse günümüzde de sonucu farklı olmayacaktır.

 

"Millet" olmak!

Ermenistan'da dikilen heykelin Talat Paşa'nın büyüklüğüne en ufak bir zararı olmaz. Ama o heykelin verdiği mesajdan en büyük zararı, manevi anlamda da Ermeni halkı görür.

Talat Paşa hiçbir zaman Ermeni halkını "düşman" olarak görmedi. O düşmanla işbirliği yapan Taşnak Partisi gibi örgütlerle savaştı.

Bugün hala komşu olarak yaşadığı bir milletin değer verdiği bir tarihi şahsiyete yapılan hakaret; yapanların, bundan sonra da Türkiye'ye yönelik emperyalist emelleri olan güçlerin emrinde olduklarını gösteren bir kanıttır.

Böyle bir davranış, onu sergileyen millete "onur" ve "güç" kazandırmaz. Yaralı düşmanını kucağında taşıyan anlayış her zaman, "düşmanının kafası"nı ayak altında göstererek tatmin olmaya çalışan anlayışla kıyaslanmayacak ölçüde güçlüdür ve onurludur.

Öte yandan bir emperyalist güç tarafından kullanılmayı kabul eden tavırlarla, "büyük millet" olmak bir yana, "millet" bile olunmaz.

 
Etiketler: Büyük, Millet, Olmak!,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı