Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
20 Mart 2018 - Salı 16:30
 
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Ümran Öztürk
 
 

Son 13 yıldır ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) 90'dan fazla ülkede kurulmuş merkezleri aracılığıyla 20 Mart gününü 'Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Günü' olarak kutluyor.

Son iki yıldır 'Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün' sloganını kullanmaya başlayan Uluslararası ASSITEJ  Türkiye Merkezi de her yıl değişik etkinliklerle 20 Mart kutlamasını gerçekleştiriyor. Bunu yaparken de çocuk ve gençlerin sağlıklı gelişimini hedef alıyor. Çünkü tiyatronun bu genç dimağlara anlatacak çok şeyi vardır ve yaşamı bir tiyatro sahnesi olarak algılamak gerekir.

TİYATRO YAŞAMIN TA KENDİSİDİR…

Tiyatro insana yaşamı boyunca gerekli olan her konuda bilgi veren, yaşam biçimini öğreten nadide bir sanat dalıdır.

Tiyatronun birey ve toplum üzerindeki olumlu etkisi, birey ve toplum ilişkisinin kökenine inerek, toplumun kültür birikimini yansıtır.

Tiyatro kültürel gelişmeyi sağlayan gizil güçlerden biridir. Tiyatro sanatsal ürünleri en etkin biçimde topluma aktaran bir araç durumundadır. Tiyatro uyarı görevini yaptığı kadar, toplumu ortak komplekslerinden de arındırır, onlara hiçbir koşula bağlı olmaksızın istediği biçimde davranabilme özgürlüğünü sağlar.

Tiyatro düşünceyi eyleme sokma yeteneğini geliştirir, düşünerek, yorumlayarak okumayı öğretir, topluluk içinde konuşmayı öğretir, dil kaygısını, doğru ve güzel konuşmayı sağlar,  toplumu bilinçlendirir, sorunlara nesnel gözle bakılmasını sağlar, ulusal kimliği pekiştirir.

Tiyatro, dil kullanımının yozlaşmasının önüne geçilen ciddi bir sahne sanatıdır. Argodan,şiddetten uzak, barışçı, yapıcı, birleştirici,toplumun gelişmesine ve değişmesine öncülük eden ciddiyet ve disiplin isteyen  bir meslek, bir sanat dalıdır tiyatro.

ASSITEJ ; Uzun yıllardan beri  tiyatro insanları tarafından  tiyatronun gerekliliğine, toplum için öneminin vurgulanmasına ve tiyatronun içinde bulunduğu duruma dikkat çekmek üzere bildiriler  yayınlatmaktadır.

ASSITEJ'in isteği üzerine 2009 yılında Türkiye'de yayınlanan ilk bildiri Tiyatro sanatçısı, yönetmeni ve yazarı Ümit Denizer tarafından  yazılmış ve yayınlanmıştır.

Bildiri aynen şöyledir;

Çocuk Güçtür!

Çocuk, ailenin ve toplumun gücünün simgesi olduğu gibi, kendisi de müthiş bir güçle donatılmıştır.

İlk gücünü annesinden donanır çocuk. Çünkü dünyada başka hiçbir kimse annesi gibi "yavruuum" diyemez.

Çocuğa ikinci gücü babası verir. Gece uyurken "canım kızım" diye

veya "aslan oğlum" diye okşar saçlarını.

Bir güç de kardeşten gelir. Eğer kardeş büyükse elini "güvenle" tutar. Küçükse kardeşi, elini "sevgiyle" sıkar.

Bir güç de hayatında karşılaştığı ilk unutulmaz bilgesinden gelir. Öğretmeni, "bilgi" ile tamamlar çocuğun gücünü.

Tiyatronun, çocuğa dönük olanı, ticari hırs yüzünden "yavrum" demeyi akıl edemiyorsa… Estetik kibirle "canım kızım" veya "aslan oğlum" diyemiyorsa… Sanatına özenmediği için "güven" veremiyor ve baştan savdığı için "sevgi" gösteremiyorsa… Kendi sığlığı nedeniyle "bilgi" aktaramıyorsa…"Çocuk Tiyatrosu Güçtür" demiş 2009 yılında yayınladığı bildirisinde Ümit Denizer.

"Birey çağına tanıklık eder tiyatro aracılığıyla; sorar, sorgular. Güçlüdür tiyatro sanatı, çünkü anlatacak sözü vardır hep... Dinamiktir, enerjiktir tiyatro, en yalın eğitim aracıdır. Dil birliği bir ülkenin temel yapı taşlarındandır....

Her ülkede dilin en güzel kullanıldığı yer tiyatro sahnesidir kuşkusuz. Günümüzde aşırı derecede yozlaşan Türk dili kullanımının doğru çizgide gelişmesinde çok önemli bir rol üstlenir tiyatro."  Demiştir  Göksel Kortay 2013 yılında yayınladığı " Hep Vardı Tiyatro" başlıklı bildirisinde.

ASSITEJ Türkiye Merkezi ulusal bildirisi için geçmiş yıllarda tiyatrocu  Ayşe Selen tarafından yazılan bildiriyi bu yıl kullanma kararı aldı. 'Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Günü Ulusal  Bildirisi" ise aynen şöyleydi;

Merhaba! İçindeki yetişkinle yaşayan çocuklar; merhaba!

Yetişkinleri tiyatroya götürün, tutun elinden her birinin, götürün tiyatroya. Sahnede izlediğiniz oyunun seyirlik bir oyun olup olmadığını bilirsiniz siz, anlarsınız. Yetişkinlere de öğretin, anlatın…

İçindeki çocukla yaşayan yetişkinler; merhaba!

Sizi tiyatroya götüren çocuklara ayak uydurun, kendinizi onların rehberliğine bırakın, onların dediklerine kulak verin.

İçindeki yarım çocuk yarım yetişkinle yaşayan gençler; merhaba! Ne yazık, sizler için o kadar az şey yapılıyor ya da yapılabiliyor ki, bir an önce yaş almaya bakın…

Çocuklara ve/veya gençlere tiyatro yapan arkadaşlar; merhaba!

Vicdanınızın sesini dinleyin, öyle tiyatro oyunları oynayın, öyle tiyatro oyunları üretin ki, bunların seyri, sefa isteyenlere neşe; hakikati görmek isteyenlere ise ibret versin.

Alfred Jarry, genç yaşta yazdıklarıyla yetişkinlerin dünyasını sarsan bir yazar. Onun "Zincire Vurulmuş Übü" adlı oyununda yer alan bir cümle var: "(…) görüyoruz ki küçük çocukları güldüren şeyin, büyük insanları korkutma tehlikesi var.(…)"

Mizah, üzerinde yaşadığımız topraklarda başımıza gelenlerin üstesinden gelebilmemiz için güçlü bir araç. Gülümseme ve gülme her insana yaraşan bir ifade.

Gülümsemeniz eksik olmasın yüzünüzden. Dilekleriyle bildirisini sonlandırmış Ayşe Selen

Subliminal mesajlar içeren çizgi filmler yerine tiyatro…

Devletin en önemli kültür hizmetlerinden biri de  çocukları ve yetişme çağında olan gençleri tiyatro eyleminin içine katmak olmalıdır.

Çünkü tiyatronun bir sonuç olması yanı sıra araç olma niteliği de vardır. Tiyatronun sonuç oluşu onun sanatsal bütünlüğünü, araç oluşu ise eğitimsel gücünü açığa çıkartır.

Siz anne ve babalar çocuklarınıza subliminal mesajlarla dolu(!)  çizgi filmleri izlettirmek yerine; onları fırsat buldukça tiyatroya götürün.

20 Mart  'Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Günü' kutlu olsun.

 
Etiketler: Bugün, bir, çocuğu, tiyatroya, götürün,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Medeniyetin Mührü “Çeşmeler”
Kimlikli Şehirler ve Akıllı Kentler
60’lardan Günümüze Moda Yolculuğu
Ekmeğini Ateşten Çıkaranlar
MUHTEŞEM YÜZYIL DİZİSİNİN ŞEKER AĞASI; “Büyük bir şaşkınlık halindeyiz…”
Coronovirüsle Sınavımız
Uçurtman Seni Anlatıyor
Değişen Kent Kimliği
Kadınların koronavirüsle mücadelesi
2 Nisan ve bitmeyen hüznün diyarı Van
İğde Çiçeklerindeki Umut
İlk Çiçeğimi Yılmaz Güney’den Aldım
O Bir Çınardı
ALZHEİMER YALNIZLIĞI SEVER
Göç yolları gizli bir ahtır
Bir Masal Köyü, Bir Fikir Atölyesidir Adatepe
Tarihi Çarşılar ve Sahaflar
Yüreğimiz Bahçesaraylı Oldu
Depremle sınavımız
Edebiyatımızda Satranç Üzerine Yazılan İlk Hikaye
Annemin Reyhan Kokardı Elleri
Ruha Şiirle Dokunan Kadın
Yılbaşı öyküleri
Tek Yol Sevgi
Uslubundur seni ele veren
Sizin Mahalleniz, Sizin Sokağınız
Fısıldayacak rüzgâr Ayvalık'tan Van'a
Geçmişi Kendi Zaman Dilimine Taşıyan Ada; Cunda
Gaz Lambası Işığında Konser
Cumhuriyet Kadınlarına Selam Olsun
Babaannemin şefkatle yaktığı kına
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı