Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

SANA YÜKLEDİĞİM ANLAM
VAN DENİZİ
VAN'LI
Van dostu Yavuz Donat
KİLİM
Yazı Detayı
18 Şubat 2019 - Pazartesi 16:33
 
Biraz güneş
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Artık çocukluğumuzun Van'ı yok. İyisiyle, kötüsüyle yok.

Artık Van şehir merkezinde kerpiç evlerde yaşayan insan sayısı parmakla gösterilecek kadar az.

Artık uzun ve ağır geçen kışlarımız da yok.  Pek çok kimse için o ucuz, sürekli duman çıkaran, doğru dürüst yanmayan tozu bol, kalorisi az kömürler de yok. Şimdi artık konutların büyük bir bölümü doğalgazla ısınıyor.

Van güneşi bol bir şehir. Yıllık güneşli gün sayısı bakımından dünyanın belli başlı merkezlerinden biri. Öyle olunca da güney, doğu, batı cephesi olan evlerin kış boyunca diğerlerine göre çok daha sıcak oldukları bir yer.

İnşaat teknolojilerindeki gelişmeler, 2011 depreminin oluşturduğu duyarlılık, yasal düzenlemeler sayesinde gözden kaçanlar dışında, Van'daki yeni yapılar da her anlamda daha sağlam.

Yani geçmişte güney cepheli evinizde bile tahta kapı, pencere aralıklarından sızan soğuk nedeniyle soba ile ısıtabildiğiniz bir ya da iki oda varken, bugün artık evlerin hatırı sayılır bir kısmı doğalgaz sayesinde güneş görsün ya da görmesin sıcacık.

Yine de eksiklerimiz yok mu? Var. Söz gelimi biz, şu an bir apartmanın kuzey batı cepheli dairesinde otururken evin içinde güneşle çok az rastlaşabiliyoruz. Çevremizdeki çok yakın olmayan binaların arasından öğlenden sonra yaklaşık bir saatliğine güneş batı cephemizdeki iki penceremize değiyor. Birinci katta, yani aşağıda olduğumuz için perdelerimiz de sürekli kapalı olunca güneş evimizin içini görmeden geçip gidiyor.

Az önce o düzeni bozdum. Biraz da, yandaki apartmandan içerisinin görülmesi olasılığından rahatsız olan hanımı uzakta gördüğüm için odaya girdim ve perdelerin ikisini de güneş ışığının dokunduğu yere kadar, yani pencerenin yaklaşık üçte biri kadar açtım.  Hoş geldin, safa geldin güneş.

Şimdi bu satırları da o içeriye vuran güneşin kuzey duvarımdaki ışığına bakarak yazıyorum.

Karşımdaki apartmandan ne kadar görülüyorum, güneşin camdaki yansıması nedeniyle gerçekten görünüyor muyum bilmiyorum.

Bildiğim şey, güneşi odama konuk etmekle mutlu olduğumdur.

O duygular içinde aklıma Sezai Karakoç'un "Sessiz Müzik" adlı şiirinin ilk iki dizesi geliyor.

"Sen kış güneşi misin,

Yakarsın, ısıtmazsın?"

Kış güneşinin yakıp, ısıtmama gibi bir huyu olduğunu bu dizeleri okumadan önce bilmiyordum. 

Sonra şiirin aklımdaki o çok sevdiğim diğer dizelerini de sizinle paylaşmanın güzel olacağı fikri çalıyor kapımı. Kırar mıyım?

"Sizin evin duvarı taştan,

Dumanı da mı taştan?"

*

Bir ırmağın ortası yoksa

Seni mi hatırlayacağım?

....................

Evet, şiirin devamı var. Nedense o dizeleri paylaşmamı isteyen iç sesim bu defa da "haddini bil, bu kadar yeter! Devamını merak eden bulur, okur." diyerek susmamı işaret ediyor.

Evimin kuzey duvarındaki güneş ışığı bana gülümserken, aslında yukarıdaki dizeleriyle bu şiirin de bir tür güneş ışığı olup olmadığını soruyorum kendi kendime.  Bir şairin aklının, kalbinin ve elinin ürünü bir güneş ışığı. Değdiği akılları, yürekleri kendi aydınlığıyla etkileyen farklı bir ışık kaynağı.

Artık çocukluğumuzun Van'ı yok. Gürül gürül akan kehriz sularımız yok. Onları terazi adı verilen tahta ağaçların iki ucunda sallanan çengellere asılı tenekelerle evlere, kahvehanelere taşıyan bir kısmı sekiz köşe kasketli sucular yok.

İki yanı yüksek kavak ağaçları ile süslü o günlerin İskele Caddesi yok.

Geniş meyve bahçeleri, bereketli bostanları yok. Sapanla kuş avlamalar da yok.

Kışın toprak damlardan kar atma yok, yağışlı havalarda damlara ince toz döküp yuvarlak beton loğlarla sıkıştırmak yok. Şuratanlardan şırıl şırıl akan yağmur ve kar suları yok. Şuratan Salih abi de yok.

Banyolardaki soba üzerine monte edilmiş saç banyo kazanları, onların çürüyüp delindikçe onarılan saç boruları yok.

Eski adamlar yok, eski kuşlar, kuşçular, faytoncular, at arabacıları, kalaycıları, keçecileri, nalbantları, sokaklarda bağıra bağıra "balık geldi balıııık" diyen emmioğlu balık satıcıları yok.

Şöyle bir apartmanlara bakıyorum, şehrimiz güneş zengini olduğu halde artık pek çok alt katta güneş de yok.

Doğalgaz var, betonerme asansörlü evler var, eskiden hayal bile edilemeyecek kadar çok araba var. Daha güzel okullar, kamu kuruluşları, adliyeler, hastaneler var. 

İskele'de güzel sahil tesisleri, parklar var ama tahta iskele yok.

Artık çocukluğumuzun Van'ı yok, iyisiyle kötüsüyle yok.

Artık yepyeni bir Van var, iyisiyle, kötüsüyle var.

 
Etiketler: Biraz, güneş,
Yorumlar
Diğer Yazılar
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı