Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
23 Nisan 2019 - Salı 15:58
 
Bir Pazar Günü
Yunus Türkoğlu
 
 

Hepimizin geçmişte unutamadığımız güzel ve tadına doyamadığımız gün veya günler vardır mutlaka. Fakat çocukluk ve gençlik yıllarımızda pazar günleri hepimiz için daha da önemliydi. Günlerden pazar ve mevsim kış ise kızak kayacağımız, kardan adam yapacağımız, kartopu oynayacağımız veya gürül gürül yanan sobanın sıcağında pencere önünde oturup hem derslerimizi yapıp hem de dışarıyı izlemek, hele birde lapa lap kar yağıyorsa tadına doyum olmazdı. Mevsim yaz ise futbol oynayacağımız, seyredeceğimiz veya Ganispi'ye Edremit, İskele veya Van Kalesi'ne gideceğimiz için güzeldi. Yine 70'li yıllardayız, yine Mercimek Mahallesindeyiz. Bugün nasip olursa, çocukluk günlerimde yaşadığım güzel bir pazar gününü sizlerle paylaşmak istiyorum. Asıl anlatmak istediğim Pazar günleri izlemeye alıştığımız Süleyman ağabey (Özeler)'in takımı yani Yıldız Spor'un maçlarıdır. İlk önce pazar sabahı uyandıktan maç saatine kadar olan zamanı anlatmaya çalışacağım, sonrada hep beraber maçı izlemeye gideriz İnşallah.

Van, her mevsim güzeldir ama benim favori aylarım mayıs ve hazirandır. Annem sabah namazına kalkar, namazın akabinde bahçede semaveri yakar, sacın üzerinde lavaş ekmeği yapardı. Bazende semaveri yakar ama sacın altını yakmazdı. Ben, ekmek almak için köprübaşındaki tırnak ekmeği yapan fırına gider sıcak ekmek alır gelirdim. Kanal suları genellikle ikindiden sonra gelirdi. Bahçeler sabaha kadar sulanır, sabah saat sekiz veya dokuz gibi kesilirdi. Şanslıydık evimizin önünden kanal suyu geçerdi, hemen yanı başımızda da çırçır vardı. Sabaha kadar akan suyun şırıltısıyla uyur, sabah yine suyun şırıltısıyla uyanırdık. Elimde file, ekmek almaya gidiyorum. Çalık Sokağının köşesine kadar suyu izleyerek gider, tekrar suyu izleyerek dönerdim.

Rahmetli anam, akasyaların altına çulları sermiş, lopları atmış, semaver tütüyor, ekmek kokusu ortalığı tutmuş, murtuğa çalınmış, Görentaş'ın otlu peyniri, Şemdinli balı, bazen kavut, vişne reçeli, cacık, gül reçeli, Edremit'in mor dutundan yapılmış reçel, murtuğa olmadığı zaman haşlanmış yumurta olurdu ve taze günlük süt… En önemlisi annelerimizin bu kahvaltılara kattığı sevgi!

Aramızda bir duvar olan en yakın komşularımız İbrahim ve Lütfiye Alırız'lar. Lütfiye Teyze'de bahçede kahvaltıyı hazırlıyor. Sesler geliyor ben hafızaya kaydediyorum ; "ANA KURBAN" sözünü çok kullanırdı Rahmetli.-"Hediye, Zübeyde, Zübeyir, kahvaltı hazır haydi kalkın, Ana kurban."Edremitli oldukları için bahçelerinde çok güzel pamuk elma, aslikelma, kadife kayısı ve alolar vardı. Evlerinin önünde ise harika çiçekler ve hiç unutamadığım çilekler vardı. 

Zübeyir, hiç ayrılmadığımız çocukluk arkadaşım, mahallede top oynarken genellikle aynı takımda olurduk, rakip takımın iflahını keser, harika goller atar, çok eğlenirdik. Kahvaltıdan önce benim yapılacak çok önemli işim var. Beşiktaşlı dediğim alını ve kuyruğu beyaz olan siyah ineğimizi nahıra katıp geleceğim. İnek önde ben arkada çabuk çabuk yürüyerek Mehmet Alan, Celal Alan'ların evlerinin önündeki tarlada nahırcıya teslim edip geri dönerdim. İkindiden sonra tekrar almaya giderdim. Yolumun üzerindeki kişmiri gülleri koklamadan, bir iki tanede elime sarı olanlarından almadan da geri dönmezdim. Bahar ayının güzelliği ile çiçeklerin nefis kokusu, kuşların cıvıltısı ve buna bağlı olarak ailece yapılan o unutamadığımız kahvaltılar.

Kahvaltı bitti, yolumun üzerindeki evlerinden arkadaşım Ömer Eskitaşcıoğlu'nuda alıp maç izlemeye gideceğiz. Kışla Caddesine doğru Ufuk Sokaktan yürüyorum, sağ tarafta tipik tek katlı toprak damlı biraz kodun üstünde olan bir ev. Merdivenlerden çıkıp çift kanatlı ve yüksekçe olan kapıyı çalıyorum, kapıyı başörtüsünü kulaklarının arkasına atmış, gözünde gözlüğü ve nur yüzüyle Rahmetli Fahriye teyze açıyor. Ahşap zemini boydan boya kaplayan kahve renkli hiç unutamadığım kare desenli muşambalar ile kapının hemen yanındaki begonya çiçeğini her zamanki gibi hayranlıkla izlerken, daldığım hülyalardan o sevecen sesiyle Fahriye teyze beni uyandırıyor"- Buyur evladım hoş geldin!" Diyor, biraz sohbetten sonra Ömer ile beraber maçın oynanacağı sahaya doğru gidiyoruz.

"BOŞ KUBBEDE KALAN, HOŞ BİR SADA İMİŞ."

Şimdi hepinizin Van AVM'nin olduğu yeri gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum. Burası Yıldız Spor'un futbol sahasıydı. Tam giriş kapısının olduğu yerde kalenin biri arka tarafta ise diğer kale vardı. Kaleler PTT direklerinden yapılmıştı, mayıs ayı gibi burası yemyeşil olurdu. Orta taraf top oynamaktan kıraç olurdu fakat yan taraflarda sarıçiçekler açardı, seyrine doyum olmazdı. Şu anda bunları yazarken bile inanınki o günleri yaşıyor gibi oluyorum, çok mütehassıs oluyorum. Sol tarafta yani çarşıya doğru olan kısımda su kanalı var. Bu su aşağıda ikiye ayrılır yarısı Çalık Sokağına yarısı da Mercimek Mahallesine giderdi. Bu kanalın sağında solunda evlerin damlarında kullanılmak üzere döşemeler(Kavak Ağacı) dizilirdi ve bilahare bunların mahalleliler tarafından kabukları soyulur, kışın sobada yakacak olarak kullanılırdı. Burada kuruması için belirli bir süre bekletildikten sonra satışa sunulurdu. Bu işleri mahallelimiz Rahmetli Mustafa amca yapardı.

Bu üst üste dizili döşemeler bizim tribünlerimizdi adeta. Önceden gelir arkadaşlarımızla yerimizi alır otururduk. Kışlaya giden yol tek şerit ince bir yoldu ve araçlar seyrek geçerdi. O yıllarda Van'da haliyle çok araba yoktu. Daha çok Hacı Bekir Kışlası'na askeri araçlar seyrüsefer yapardı. Yolun karşı tarafında ise etrafı iğde ağaçlarıyla çevrili sonradan BAĞKUR Evleri'nin yapıldığı tarla vardı. Maç esnasında top karşıya gidince biz küçükler koşar alır gelirdik. Sağ tarafta ise Garipler Mezarlığına giden yolun olduğu yerde ise Süleyman ağabeylerin evi vardı. Van Belediye'sinden emekli babası Rahmetli Hamdi Çavuş, Süleyman ağabeyin büyüğü Remzi ağabey ve kardeşi Doğan bizim akranımız ve arkadaşımdı. Evleri, bahçe içinde tek katlı, önünde balkonu yanında ise Yıldız Spor'un küçük bir kulüp binası vardı. Ön tarafındaki çeşme ile akasya ve dut ağaçları olan şirin bir ev.

Çağını aşan, harika insan Süleyman Özeler, Van ve Ankara Telekom Müdürlüklerinde yıllarca görev yaptı. En son yıllar önce Ankara'da görüşmüştük. Yıldız Spor'un kurucusu, başkanı, malzemecisi, yerine göre antrenörü. En önemlisi de herkesin çok sevdiği Süleyman ağabeyi. Yıldız spor amatör bir takım filan değil mahalle takımı. Destek olanda yok, her şeyi Süleyman Ağabeydi.1972-73 yıllarında krampon ayakkabılar, forma, futbol topu bulmak öyle kolay değildi. O günleri yaşayanlar çok iyi bilirler. Ama bu fedakar insan nasıl becerirse bilmem bulur tedarik eder getirirdi. Van tabiri ile "Helal Olsun" Allah razı olsun. Rakip takım gelmiş sahada ısınıyor.

O tok sesiyle Süleymanağabey sesleniyor!… -"Zeki, takım hazır mı?" Kaptan Zeki; "-Herkes hazır, her şey tamam maça başlayabiliriz."  Kaptan Zeki ağabey dediğim Meşhur Kebapçı Halil Usta'nın yeğeni Van'da kebap severlerin hepsi bilir!.Yıllarca Şengençler Futbol takımında oynadı.Çok teknik ve zarif futbol oynar ve bir o kadarda değerli insandı.Bu ağabeyime Selamlarımı yolluyorum.

Kaleciler: Fahrettin, Namı diğer Kilink, İbrahim bir ara Varol. Oyuncular ise Kaptan Zeki, Ferit Sarı, Kunduracı Rıfkı, Hekim Yacan, Mecit Gün, Sıtkı, Berber Reşit, M.Salih Başak, Fikri-Vehbi Oskay, bazen Remzi Özeler, Koşar Alan, Osman Arslan. Çalık Sokağının maşallahı var, zaten hepsi sporcu. Antalya'da ikamet eden değerli arkadaşım Mustafa Atilla, hep sohbetlerde şöyle derdi;"Bizim sokakta her kategoriden birer on bir çıkar". Bana göre çok haklı. Çalık Sokağını ayrıca anlatmak gerekir, İnşallah ileride anlatmak nasip olur. Burada kimler var? Şerif ve Müslim Dede, Necdet, Fedai, Van sporlu İlhami ve Bekir ağabey ileriki yıllarda hakemlikte yaptı. İşte bu kadar değerli insanları bir araya getiren kişi Rahmetli Süleyman Özele. Daha bir bu kadarını da sayamadık. Bize bu güzellikleri yaşattığın için çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun, mekânı cennet olsun.  

Ölenlere Allah'tan Rahmet, kalanlara sağlık sıhhat ve uzun ömürler diliyorum.

"Van Gölü Kirlenmesin"

 
Etiketler: Bir, Pazar, Günü,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kazım Karabekir Ortaokulu-2
Kazım Karabekir Ortaokulu-1
Bizim Mahallenin Çocukları ve Gençleri
Eski Büyük Camii
Zıvıstan’da Bir Bahçe
Akköprü Mahallesi-2
Akköprü Mahallesi-1
Ah İskele Ah!
Van’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Van'a Bahar Geldi Balam!
Eski Banka Sokağı/ Van’ın Kurtuluşu
İslami Çevre Bilinci-1
Yıllar ve Yollar
Vangölü Seyahat ve Efsane O 302'ler
Tahta Kızağım…
Çevre ve insan-2
Çevre ve insan-1
Sofu Baba
Van'ın "Gönül İnsanları"
Tekel Binası- Süphan Dağı- Halit Emi
Unutulmaz Yıllar…
Behiye Ezenin Evi
Kişmiri Gül Şehri…
Van'a Kar Yağıyor!
Mahalleyi Kayıp mı Ettik?
Sevdalarda Van...
Van Kültüründen İnciler -2
Van'dan Gitmeler Üzerine!
Şuratanlar Akmaya Başlayınca
Erek Dağı diyor ki!
Van Kültüründen İnciler
Bir Ahmet Dayı Vardı!
Van Elleri Derler Buraya…
Semaverler Yanınca!
Ey Vangölü! Ey Deniz!
İlkokul Yıllarımız (Hüsrevpaşa İ.O)
Nice 82. Yıllara
Seyyah Olup Şehri Van'ı Gezsem 2
Seyyah Olup Şehri Van'ı Gezsem 1
Şerefiye Mahallesi ve Milli Boksör Lütfi Canbakış
İrfan Baştuğ İlkokulu ve Bir Öğrenci Profili
Emek ile Şehir Sinemaları
Van’da bayram ola
Van'a Güzelleme
İftarlığım Cennet Elması
Van kültüründe iz bırakanlar
Annem
Van'ın unutulmayan üç esnaf portresi
Van Gölü Kirlenmesin
İstiklal Marşı ve Ezan
Mazi içimde sevda
Rıfat Bey ve Oğlu 3
Rıfat Bey ve oğlu 2
Rıfat Bey ve Oğlu 1
Mektebin Bacaları
Cümbüşçü Aslan Ağabey
Bir Sevgi Masalı
Hamal Arabası
Mahalle Kültürü
Ganispi'ye Gidiyoruz
Erek Dağı
Geçen yıllar!
Karboran
Haber Yazılımı