Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
14 Şubat 2016 - Pazar 16:06
 
Başkanlık, ama nasıl?
Veysel Selen
 
 

Yandaş olarak adlandırılan Kanal A televizyonunda, AKP'nin zihinsel yapısının  günümüzde en yılmaz savunucusu, 2000-2001'de HADEP Genel Başkan Yardımcılığı yapan, Adıyaman AKP milletvekili Mehmet Metiner şöyle diyordu "Yeni Türkiye'nin kurucusu, anayasada da gerekli değişikliği yaparak, KURUCU BABA olacak".

Bütün mesele bu. "Kurucu Baba" olmak. Daha çok ABD için söylenen bu terim, tek bir kişiyi değil, Amerikan Bağımsızlık Bildirisini hazırlayan ve imzalayan, bir grup, ülkesini ve milletini kendinden üstün gören 7-8 kişi için kullanılır ve "Kurucu Babalar" olarak adlandırılır.

AKP zihninde bir tür "ATATÜRK" sendromundan kaynaklanıyor bu. Bizden de, onun gibi bir ülke kurucusu çıktı, kompleksinin belirtisidir herhalde.  "Yeni Türkiye" kavramı, bunun göstergesidir. Burada bir kuruculuktan çok Atatürk'ün kurduğu  cumhuriyet, cumhuriyetin değerleri ve cumhuriyetin siyasal, ekonomik sosyal kurumlarının yıkılmasıdır ya da son darbedir, anlatılan. Yıkılanların da yerine yeni ve daha etkili bir şey konamadığı için illa bir yasal dayanak ihtiyacıdır, istenen.

Başbakan Davudoğlu daha temkinlidir. O "Hür başkanlık sistemini (ne demekse) ya da parlamenter sistemi konuşalım" diyerek ardından "Başkanlık sistemini yasama ve yürütmenin müstakil olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü bir yönetim olarak görüyoruz" diyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aklındaki başkanlık bu değil.

O, tam yetkili bir başkanlık ve kendisiyle uyumlu çalışacak bir yasama organı ve yargı organı istiyor. Medya da uyumlu olacak, diğer kurumlar da.. Bu günkü ortamda yasama meclisinin çoğunluğu da kendi partisinde olduğuna , yargıda gözünün ve ağzının içine baktığına, günde 10 kez konuşsa naklen yayınlandığına göre, oh ne ala keyif.

Peki, ya yarınlarda, yarınlarda halk, Başkanı ayrı partiden seçse, yasama meclisi ayrı partiden olsa, yasama meclisi bir yasayla yargıyı bağımsız hale getirse, aynı yasada, Başkanın fesih yetkisini de kaldırsa.. O zaman ne olacak? Alttaki küpün çekilmesi olayını yaşayacağız.

Yoksa şu mu düşünülüyor? Başkan ayrı partiden seçilse, yasama meclisi ayrı partiden olsa, hemen seçim iptal eder (bir denemesi 7 Haziran seçimlerinden sonra yapıldı) ,Uyumlu meclis yakalanana kadar seçim devam mı ettirilir?

Daha Cumhurbaşkanı iken, Kaymakamlara, "gerekirse mevzuatı bir kenara bırakın" , bir başka konuşmasında, "Biz mevzuat amcayı bir kenara bırakmasaydık bu işleri yapamazdık" diyen biri, tam yetkili başkan olursa, seyreyleyin gümbürtüyü...

Başkanlık, Parlamenter sistemin karşıtı bir siyasal sistemdir. En iyi uygulamasını ABD'de bulmuştur. Başkan başında simgesel bakanların bulunduğu 11 bakanlığı doğrudan yürütür. Sivil Savunma İdaresi,Milli Güvenlik Kurulu, Bütçe Bürosu öteki yardımcılarıdır.

Yürütmenin başı olarak, ülkesinin en yüksek diplomatı, en yüksek yasa yapıcısı, silahlı kuvvetlerin başkomutanı ve partinin başkanıdır. Son kararları başkan alır ve bu yetkilerini devredemez. Senatonun onayından geçen yüksek memurları, büyük elçileri atar (16.500 kişiyi ABD yönetim yapısı içinde başkan atar.), antlaşmaları onaylar, savaş ilan etmeden askeri harekat emri verebilir (Kore, Vietnam savaşı gibi), yasaları veto hakkı vardır.

Ne kadar iştah açıcı bir güç değil mi? Ama aslında öyle değil, ABD başkanı Temsilciler Meclisi ve Senato ile tam bağımsız yargının kıskacı altındadır. Her istediğini istediği gibi yapamaz, hatta konuşmaları bile denetim altındadır. Ben yaptım oldu, ben ne dersem o yoktur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  ABD başkanının yetkilerini istiyor bu doğru, ama önünde hiç bir kısıtlayıcı güç ya da engel istemiyor.

Tabii AKP'nin nasıl bir "başkanlık modeli" önereceği henüz belli değildir. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu güne kadar ki tavrı, konuşmaları, yaptıkları ve "ah-ah" ları dikkate alınırsa ABD tipi bir başkanlık hayal bile edilmiyor..

O zaman, Güney Amerika, bazı Afrika ülkeleri.., yok bunlar da istenmiyor. Türk tipi (ne demekse) belki Türki Cumhuriyetler tipi bir başkanlık. Öyle görünüyor.

Okur yazar olmayan babalarımız, analarımız o cahilliklerine rağmen bize, "evladım tüm paranı aynı cebine koyma" derdi. Başka büyüklerimiz de, "yumurtaların hepsini aynı sepete koyma" diye öğüt verirdi. Bir musibetle karşılaşmadan bu öğütleri aklımızda tutarsak kanımca zararlı çıkmayız. Ne dersiniz?...

 
Etiketler: Başkanlık, ama, nasıl
Yorumlar
Diğer Yazılar
Van'ın Kurtuluşu
65 yaşa sokağa çıkma yasağının çağrıştırması sonucu anılara yolculuk
Elazığ Depreminin Hatırlattıkları
Hala umut var mı?
Üzgünüm
Bu kadar vefasız olmayın...
Van'ın önce Rus ardından Ermeni İşgalinden Kurtuluşunun 100 Yılı
Hayalden Gerçeğe Van'la Yüzleşmek
Kim ne kadar yerli, ne kadar milli
Nasıl Bir Van...!
Vansesi Gazetesi 80 Yaşında
Van'a yeni atanan Vali Murat Zorluoğlu'na açık mektubumdur
"Van için ne yapalım"
Edebiyatta ve sanatta Van
Doğu ve Güneydoğu'da Cazibe Merkezli Destek Programı ( Bir Parmak Bal Mı?)
Milletvekillerine sesleniyorum
İsmet İnönü'yü Anarken
Gene terör
Yine terör
Terör/ daha kaç kez, kaç yıl, kaç kuşak yüreğimiz yanacak
Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüz değil
Van Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinde yeni dönem
Başkanlık
ABD'de Trump'ın Başkan seçilmesi ve sıradanlığın (vasatın) önlenemez yükselişi
Söz konusu Cumhuriyetse gerisi teferruattır
Biz Cumhuriyeti ve onu armağan eden Atatürk'ü neden sevdik
Depremle yaşamak
Van Gölü feryat ediyor
Van, kendi göbeğini, kendi kesmek zorunda
Ortadoğulu liderlerin dayanılmaz zaafları
"Halk Arenası Programı" ve Uğur Dündar'in Üstlendiği Misyon
Eylül Fırtınası
AT İZİNE KARIŞAN İT İZİ
Bu Kaçıncı Bahar
Darbelerin Toplumsal Etkileri
Darbeler, İhtilaller, Kalkışmalar ve Edebiyat
Umut yok
Yalan Rüzgarı
Güvercin tedirginliği...
Recep Tayyip Erdoğan eline geçen bu inanılmaz şansı değerlendirebilecek mi?
Bu kaçıncı darbe...
O gece- büyük yalnızlık
Yönetici Farkı
"Van için ne yapalım"
EN BÜYÜK TEHLİKE.... İÇ SAVAŞ
Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete
Zürriyeti Arttıracağız, Neslimizi Çoğaltacağız
Almanya'yı kınayalım, peki bizim hükümetimizi alkışlayalım mı?
2018 Van'ın Ermeni Çetecilerinden Kurtarılışının 100 Yılı
Direnme hakkı ve Bursa nutku
Kentlerin kaderi ve kişiler
Ülkenin yakıcı gerçeği ve yöneticilerin kendi gerçekleri
Laiklik ve 1919
Van- Artos Dağı Efsanesi
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun
Van Kültür ve Yardımlaşma Dernekleri
Müslüman ülkelerin sefaleti
"Van'ın Tarihi Dokusu Korunacak"
Beşiktaş'ın Yeni Stadyumu Hayırlı Olsun
Van Kızıl Gül’ü
2 Nisan 1918 Van'ın Ermeni Çetelerinden Kurtarıldığı Gün
Hukukun Guguk Hali
Çanakkale Zaferinin Açtığı Yol
Van için 25 yıl önce yazılmış bir güzelleme
Gücün Sınırlandırılması
Bu devlet, bildiğimiz o eski devlet değil
Karamsarlık
Kürt Siyasetinin Açmazı -2-
Kürt Siyasetinin Açmazı
Neler Oluyor Bize?
Van Radyosu ve Bizim Radyo Günlerimiz
Demokrasinin Gücü -2
Demokrasinin gücü
Sebo Can
Gündönümü
Aralık ayının toplumsal bellekteki yeri
Van ruhsuz bir kent mi?
Basın tarihinin kara sayfaları
Huzur
Dünya ve Türk Anayasalarında Yemin Konusu
"Ne Oluyor Bize"
G-20 Zirvesi Van Gerçeği- Kral Çıplak
Basit bir seçim analizi ve Van’ın açmazı
Genç ölümler
Çetin Altan ve Van Depremi
Elektrikle tanışma
Van yavaş yavaş şehirleşmeye başladı
Van yeni kuruluyordu
Van'a doğru yola koyulduk
Komutan Yahudi Tello'yu alnından öperek kutladı
Ermeni ayaklanması ve Van'ın kurtuluşu(2)
Ermeni ayaklanması ve Van'ın kurtuluşu
Merhaba
Haber Yazılımı