Yazı Detayı
08 Ekim 2019 - Salı 15:13
 
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Ümran Öztürk
 
 

Yağmur sonrası buğulu penceremden dağın eteklerine kadar inen sisi izlerken bir kaval sesi sızdı odama. Sanki bir günahtan arınırmışçasına insan ruhunun en inatçı pasını siliyor gibiydi. Hüznün penceresini araladım ve dertli kavalı aldım düşlerime. Hüzün en kırılgan yerinden çıt diye kırılarak gönlümün başköşesinde yerini bulmuştu.

Bu buğulu, gizemli ses tüm yaşamı tarif etmenin belki de sözsüz ifadesiydi. İnsanın iliklerine, ruhunun zerresine kadar yayılan içli bir haykırışın sesiydi bu ses.

Dokunaklı etkileyici sesiyle kaval insanlık tarihinin en eski enstrümanı, tüm üflemeli çalgıların atasıdır. Kültürümüzde binlerce yıllık geleneği olan bu müzik aleti oldukça otantik bir yere sahiptir. Onun için "nefesin özgürlüğünü bulduğu enstrüman" da diyebiliriz. Çünkü çalanın özü kadar gür çıkar sesi. Dinleyenin gönlüne dokunur, hüznün diyarına götürür. Bazen sevinci bazen de kederi ayrılığı, çileyi, gurbetliği üfler.  Sizi kaygıdan huzura taşıyan ilahi bir güç gibi sesindeki yanık tınıda adeta inler…

 Ses alanının ve perde yapısının genişliğinden dolayı duyguyu en iyi yansıtan enstrümandır.  Bundan dolayı kaval halk türkülerinin başarılı bir şekilde icra edilmesine olanak sağlar. Anadolu insanı için kutsal bir alet olan kaval yüzyıllar boyunca duyguların dile getirilmesinin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

O kadife ve buğulu ses bir duygu deryasıdır. Bir nefesin ağacın sesine dönüşmesidir. Yamaçlardan dalga dalga ovalara süzülen ve rüzgara karışan bazen sevinç, bazen kederli bir kadının gözyaşıdır. Kimi zaman bir çocuğun sıcacık gülümsemesi olur. Kimi zaman da alın teriyle sofraya gelen ve sıcacık dumanı tüten ekmeğin, emeğin, huzurun sesidir. Sıcacık ellerin birleştiği, bedenlerin sımsıkı kucaklaştığı bir duygunun sesidir kaval. Yaşamın izlerini bu derin kültürel doku içinde görmeği mümkün kılan kederin akışıdır.

Yüzyıllar boyunca koyun keçi seslerine yarenlik eden kaval, rüzgarın etkisiyle içi boş kamışların çıkardığı seslerden esinlenerek yapılan bir çalgıdır. Çalgıyı ilk bulan ya da çalanlara ilişkin birçok fikirlere rastlanmakta ise de, araştırmacılar Kaval'ın Hazar denizi ötesi Ural-Altay dağları arasındaki bölge olabileceği konusunda birleşmektedirler. Bazı kaynaklar bize ilk kez Sümerler tarafından kullanılan dört ila beş bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu bilgisini verir Çoban çalgısı(çoban düdüğü) olarak bilinen kaval koyun güden çobanların kullandığı bir çalgı olmaktan ziyade o büyülü yanık sesi dinleyen tüm canlıları sakinleştirir ve sesiyle huzur verir kalpleri kadife yumuşaklığında okşar. 

Zamanla kaval "çoban çalgısı kaval" kimliğinin çok ötesinde orkestra içinde de yerini almış, albümlerde, sahnelerde ve konserlerde aranan bir müzik aleti olurken, gençlerin ilgisini çeken bir enstrüman durumuna da gelmiştir. Arif Sağ kavalı orkestra içinde ilk kullanan ilk  isimdir.  Ancak tek başına bir enstrüman olarak çalınan kavalın vermiş olduğu o lezzetli ses ve duygu çok daha etkileyicidir.

Bugün bir kavalın sesinde; Anadolu dağları alabildiğine heybetli ve soylu, ırmaklar kıvrım kıvrım, gök mavi, ovalar yeşil, kızıl ufuklara doğru bölük bölük uçan turnalar daha kimsesiz. Rüzgarın taşıdığı bir nefestir bu uçsuz bucaksız evrende. Kaval Anadolu insanının ruha bir yansımasıdır aslında.

 
Etiketler: Anadolu'nun, Buğulu, Sesi:, Kaval,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı